----Bölümler---
(1)-(2)

Değerli arkadaşlar bu hafta üç yüce peygamberin hayat hikayesini anlatmaya başlayacağım. Bunlar Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa (a.s) dır. Bu üç peygamberin birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerinden ve aynı dönemde yaşamalarından dolayı hayat hikayelerini beraber anlatma ihtiyacı duydum.

Değerli arkadaşlar Hz. Yahya ve İsa (a.s) doğmadan Salih kul olacakları müjdelenen peygamberlerdir. Oysa biz peygamberleri, Allah’ın insanlara bahşettiği üstün insani vasıflarını bozmayan, Salih kişilerden seçildiğini biliriz. Hz. Yahya ve İsa (a.s)’ın doğmadan Salihlerden olmalarıyla müjdelenmesinde ki hikmeti öğrenmek için hikayemize Hz. İsa (a.s)’ın anneannesi, aynı zamanda Hz. Yahya (a.s)’ın teyzesi Hanne den başlamak istiyorum. Hz. Zekeriya peygamber ise Hz. Yahya’nın babasındır.

İsa (a.s)’ın anneannesi yani Hz. Meryem’in annesi,  Hz. Meryem’e hamile olduğunu öğrenince çok mutlu oldu ve kendisine bebek bahşeden Rabbine şükrederek,doğacak bebeğini Allah’a adadı. Yani bebeğini yalnız Allah’ın istediği bir kul olarak yetişmesi için elinden geleni yapacağına söz verdi. Aciz kaldığı, gücünün aştığı durumlar içinde Allah dan yadım istedi. Öyle ya, insanın Salih bir kul olarak yetişmesi için tek faktör anne değildir. Bu gerçeğin bilincinden olan muhterem  Hanne  adağını yüce Allah’ın kabul etmesi için dua etti, yalvardı. Doğrusu; bir evlada sahip olmak değil, sahip olduğu evladını mümin olarak yetiştirmekte hayır vardır.

Günler birbirini kovaladı ve nihayet Hanne’nin Allah’a adadığı bebeği dünyaya geldi. bebeğinin kız olduğunu görünce: “Allah’ım bilirsin erkek, kız gibi değildir.” Diyerek endişesini belirtti. Çünkü bebeğinin büyüdüğünde peygamber takipçisi olmasını dilemiştir. Hanne bebeğinin adını Meryem koydu. Allah’a verdiği sözden dönmeyerek Meryem’i Allah’ın dininin öğrenildiğini kutsal eve, yani Beyt-i Makdis’e  götürdü. Hz. Meryem Beyt-i Makdis’de eğitim ve öğrenim görecek ilk kız çocuğuydu. Onu eğitme görevi bir kura sonucu teyzesinin kocası olan Hz. Zekeriya’ya kısmet oldu.

Hz. Zekeriya, adak çocuk Hz. Meryem’i bir çiçek gibi yetiştirdi. Yüce Allah’ın Hz. Meryem üzerine tamamladığı nimetine şahit oldukça şükretti. Her şeye kadir olduğundan hiç şüphesi olmayan rabbine ellerini kaldırarak şöyle dua etti. “Ey  Rabbim hiç şüphem yok ki benim kemiklerim yıprandı. Başımın saçı bembeyaz oldu. Ey  Rabbim, ben sana ne dua etmişsem bedbaht ve mahrum olmadım, geri çevrilmedim. Hakikaten ben, kendimden sonra yerime gelecek ve mirasçı olacak olan akrabamdan endişeye düştüm. Karımda kısırdır. Buna rağmen bana kendi yanından ve benim yerimi tutacak bir oğul ihsan et ki bana da mirasçı olsun. Yakup hanedanlığına mirasçı olsun. Ey  Rabbim, sen onu razı olduğun beğendiğin bir kul yap.” (Meryem: 4,6)

Hz. Zekeriya mihrap da namaz kılarken melekler kendisine şöyle seslendiler. “haberin olsun, Allah sana, Allah dan gelen bir kelimeyi doğrulayacak, efendi, son derece nefsine hakim ve Salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya’yı müjdeliyor.”  Dedi. (Al-i İmran: 39)

İşte sevgili arkadaşlar, Hz. Zekeriya’nın Allah’a halis bir kalple yaptığı duanın neticesi Hz. Yahya (a.s) dünyaya gelir. Hz. Yahya (a.s) İncil gelene kadar, Tevrat la insanları hak dinin temsilciliğini yapar;İncil nüzul olduktan sonra, İncil ile hak dinin temsilciliğini yapar. Babası Hz. Zekeriya’nın misyonunu en değerli miras görüp; son nefesine kadar peygamberlik görevini yerine getirir.

Adak çocuk Hz. Meryem ise, Allah’ın izniyle; doğar doğmaz konuşmaya başlayan, peygamberliğini ilan eden, mucize bebek İsa (a.s) dünya ya getirir.

Hz. Meryem ile Hz. Yahya (a.s) Allah’a adanmak için istenilen, Allah yolunda yaşaması için eğitim ve öğretim gören çocuklardı. Yüce Allah’da onların ebeveynlerinin duasını kabul etti. Ve gönüllerince evlat verdi. Ve Allah Teala Hz. Meryem’in ailesini, yani Al-i İmran’ı  müminlere örnek gösterdi.  İman edenler kuracakları yuvada; İmran ailesini örnek almalı. Mümin birini kendine eş olarak seçip Allah’a adanmış evlatlar dünya ya getirmeli. Adakların kabul edilmesi için, sessiz sessiz, içli içli  Allah’a yalvarmalı.