----Bölümler---
(1)-(2)-(3)-(4)-(5)-(6)

Bir gece mısır meliki dehşet içinde uykusundan uyandı. Alnında biriken terler gördüğü rüya ile ilgiliydi. Bir zaman kalbinin atışlarını dinledi. Tekrar uyumak istedi ve olmadı. Sabahleyin ilk işi divanın toplanmasını emretmek oldu. “bu gece bir rüya gördüm.” Diye söze başladı:

-                           Yedi tane iri semiz inek gördüm. Daha sonra ortaya çıkan yedi tane cılız ve zayıf inek o semiz inekleri yedi. Ayrıca yedi adet yeşil taze başak gördüm. Yedi tanede kuru başak vardı. Bu başaklar da yeşil başakları mahvettiler. Dedi

Melik bunları anlattıktan sonra divan üyelerine birer birer göz gezdirdi.

-                           Ey  ileri gelenler, eğer gerçekten rüya tabirinde maharetiniz varsa bana gördüğüm bu rüya hakkında bilgi verin. Dedi. İçlerinden biri:

-                           Ey melik! Bağışlayın bizi, bu anlattığınız şeyler karmakarışık rüyalardan ibarettir. Biz ise, bu çeşitten hesaba kitaba gelmez rüyaları bilen kişiler değiliz. Dedi

Tam bu sırada şarap dağıtan adamın eli alnına gitti. Donup kalmış gibiydi. Zindanda ki nur yüzlü insanı hatırlamış, hatta onun özel olarak “efendinin yanında benden bahset” dediğini hatırlamıştı. Aradan geçen bunca yıl içinde bir kez olsun aklına gelmemiş, zindan hayatıyla ilgili hiçbir hatıra onu meşgûl etmemişti.

            Melik’in önüne kadar geldi: “Beni zindana gönderin. Bu rüyanın çözümü hakkında yeterli bilgiyi size getireyim” dedi. Ve sonra

            Şarapçı zindana geldi. Allah’ın Resul’ünü buldu.

-                           Ey Yusuf, Ey doğru insan  diye söze başladı. Melik’in gördüğü rüyayı anlattı ve bize bu rüyayı aydınlatacak bilgi ver, ola ki insanlara rüyanın gerçek tabiri ile dönerim. Ve umulur ki onlarda senin değerini anlarlar. Dedi. Hz. Yusuf cevap olarak:

-                           Adet üzere yedi yıl tarlanızı ekersiniz.Yiyeceğinizin az bir kısmını ayırdık tan sonra biçtiğiniz ekinleri başaklarında bırakın.Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecektir. Bu yıllar tohumluk olarak saklayacağınız az miktar hariç olmak üzere önceden biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek, sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki insanlar o zaman üzümlerini sıkacak ve hayvanlarını sağacak, bolluğa kavuşacaklar.

Şarapçı teşekkür ederek ayrıldı.Doğruca melikin huzuruna vardı. Hz. Yusuf’ tan dinlediklerini birer birer anlattı. Melik:

-                           Adamı bana getirin dedi:

Emri getiren elçi Hz. Yusuf’a geldi:

-Ey büyük zat, seni melik istiyor, dedi. Hz. Yusuf ona:

-Dön efendinin yanına, öğrenin bakalım niçin zindana girdim.

Hz. Yusuf saraya davet edildiği zaman hemen bu daveti kabul etmemişti. Durumunun aydınlığa çıkmasını istiyordu. Melikin  yanına “suçu bağışlanan bir mücrim” olarak değil, haksız yere,zulüm yoluyla zindana atılmış bir insan olarak varmak istiyordu.

Nihayet bir iftira sonucu zindana atıldığı, suçsuz olduğu herkes tarafından öğrenildi. Hz. Yusuf yıllardır  beraber kaldığı  mahkumlarla vedalaştı ve oradan ayrıldı. Melikin  yanına vardığında:

-Bolluk yıllarında bol bol ekin ekmenizi tavsiye ederim. Daha sonra büyük ambarlar yaptır,  ekinleri başağında olduğu halde sakla. Halk çıkan mahsulün beşte birini sana teslim etsin. Daha sonra kuraklık yılarında senden gelip buğday satın alacaklar ve hazinelerin parayla dolacaktır, dedi.

-Sen bugünden itibaren bizim yanımızda önemli bir mevki sahibisin, bu işi kime bırakalım, dedi.

Aslında Melik bu önemli işte bana yardımcı olur musun demek istiyordu.  Zaman Hz. Yusuf:

-Beni memleketin hazinelerinin üzerine memur et.Çünkü ben onları korumağa muktedirim, dedi.

Melik bu teklifi memnuniyetle kabul etti.Böylece Hz. Yusuf Mısır diyarında,Melikten sonra en çok sözü geçen bir şahsiyet olmuştu.