----Bölümler---
(1)-(2)-(3)-(4)-(5)-(6)

Hz. Yusuf (a.s) uğradığı bir iftira sonucu, zindana atılır. O konuşmasıyla gönülleri fetheden, her haliyle mükemmel bir insan örneği olan Yusuf (a.s) zindan arkadaşları tarafından sevilir, sayılır olmuştu. İbadetlerini yapıyor, zindan arkadaşlarına yardımcı oluyor, yaralıları tedavi etmeye çalışıyor, hastalananları ziyaret ediyordu.

Bu arada Hz.Yusuf, Cenab-ı Hakkın özel bir ikramı olan rüya tabiri bilgisine dayanarak, görülen rüyaların tabirini yapıyordu. Zindan halkı, Hz. Yusuf gibi bir arkadaşa sahip oldukları için memnun idiler. Hz. Yusuf  fırsatını buldukça zindan arkadaşlarını İslami yete davet ederdi:

-                           Size gelecek olan bir yemeğin ne olduğunu, daha gelmesinden evvel ben size haber verecek bilgiye sahibim. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Ben Allah’a inanmayan, ahreti inkar eden bir kavmin dinini terk etmiş bulunuyorum. Atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un dinine tabi oldum. Herhangi bir varlığı Allah’a ortak saymak bize layık olmaz. Bu imana sahip olmamız ise Allah Teala’nın bize ve insanlara olan bir nimetinden ve ihsanındandır. Fakat insanların çoğu şükretme yolunu tutmuyorlar. Dedi ve sonra

-                           Ey zindan arkadaşlarım!.. darma dağınık düzme tanrılar mı hayırlıdır, yoksa tek ve her şeye galip olan Allah mı daha hayırlıdır?.. siz Allah’ı bırakıp da ibadet ettiğiniz varlıklar sizin ve atalarınızın taktığınız kuru adlardan başka bir şey değildir. Allah o putların ilah olduklarına dair hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm verme hakkı sadece Allah’a aittir. Allah ise başkasına değil, sadece kendisine ibadet etmemizi emretmiştir. İşte dosdoğru olan din budur. Fakat insanların çoğu bu hakikati bilmiyorlar. Dedi

Bir gün iki zindan arkadaşı Hz. Yusuf’un yanına geldiler. Ve şöyle dediler:

-                           Ey nur yüzlü kişi, ikimizde birer rüya gördük. Neye delalet ettiklerini bilmiyoruz. Lütfen bize anlatır mısın?..

Delikanlılardan biri:

-                           Ben rüyamda kendimi üzüm sıkıp şarap yapıyorken gördüm, dedi. Diğeri ise :

-                           Ben kendimi başımın üzerinde ekmek taşırken gördüm. Kuşlar başımda ki ekmeği yiyorlardı, dedi.

Ey nur yüzlü adam bize bu rüyaların tabirini yap, biz seni iyilik yapan iyiliği seven insan olarak görüyoruz. Dediler. Hz. Yusuf:

-                           Sizden biri kurtulacak ve tekrar efendisinin hizmetine girecek, ona şarap sunacaktır. Diğerine gelince o asılacak ve kuşlar tepesine konacak, başının etini yiyecektir. Hükmünü ve açıklamasını istediğiniz rüya hakkında hüküm ve taktir böyle olup bitmiştir. Dedi.

Daha sonra kurtulacağını zannettiği adama “efendinin yanında bendende bahset dedi.” Bu sözüyle Hz. Yusuf kurtuluş yolu aramakta olduğunu anlatıyordu. Nitekim çok zaman geçmeden iki zindan arkadaşı da zindandan kurtuldu. Şarapçı bundan böyle sarayda yine hizmetçi olarak çalışacak, hemen her gün melikin huzuruna çıkacak ve şarap sunacak; fakat bir defa  olsun zindanda gördüğü rüyayı ve  Hz.Yusuf’u hatırlamayacaktı. Hz. Yusuf şarapçıya “efendinin yanında benden bahset” demek suretiyle bir hata yapmıştı. Kendisini asıl kurtaracak olanın yüce Mevla olduğunu unutmaması gerekiyordu.

Hiç şüphe yok ki Hz. Yusuf (a.s) zindan hayatını iyi değerlendirmişti. Cenab-ı Mevla’nın kendine verdiği peygamberlik görevini burada da devam ettirmişti.

En azından Allah’a kul olmanın faziletini ve yolunu buradakilere anlatmış, tertemiz bir insan yaşayışını göstermiş, orasını hapishane şeklinden “Yusuf medresesi” haline dönüştürmüştü.