----Bölümler---
(1)-(2)-(3)-(4)-(5)-(6)-(7)-(8)-(9)-(10)-(11)-(12)
3. Bölüm:
Yüce peygamberimiz, Allah’u Teala dan “kalk ve uyar” emrini
alınca ilk kez Haz. Hatice’ye bu ayeti okudu. Cevap olarak şehadet kelimeleri
söylendi. Böylece İslam ve iman tarihinin ilk sahifesinin ve bir numaraya haz.
Hatice’nin ismi kaydedildi. Onu takip eden ilk üç isim haz. Ebubekir, haz. Zeyd ve haz. Ali'dir. Haz. Peygamberin kızları
Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatma iman yolunun ilk yolcuları arasında yerlerini aldılar. Müslüman olan her insan bu
güzel dini yakın çevresine anlatıyor ve onlarında İslam la şereflenmelerine sebep
oluyorlardı. Elbette böyle davranmaları gerekiyordu. Çünkü bir kişi öğrendiği
güzel ve doğru bilgileri kendi arkadaşlarına da öğretmeye
çalışmazsa ve onları yanlış hareketlerden kurtarmaya çalışmazsa gerçekten iyi
bir dost, samimi bir arkadaş olamaz.
Sevgili önderimiz haz Muhammet insanları Allah’ın dinine 3 yıl gizli gizli davet etti. Daha sonra bir gün Mekke deki
“safa” tepesine çıkarak Mekkelileri yanına çağırdı. Herkes toplanınca:
-
şu tepenin arkasında size
saldırmaya hazırlana bir ordu var desem bana inanır mısınız? Oradakiler hemen :
-
evet inanırız diye cevap
verdi.
Çünkü o hiç yalan söylemeyen
biriydi. Ona “ muhammad’ül Emin”
adını kendileri takmıştı.
-
O halde bilin ki ben size
Allah tarafından gönderilen bir peygamberim. Sizi , Allah dan başka hiçbir ma’budun
bulunmadığına ve benimde Onun elçisi olduğumu kabule davet ediyorum, dedi. Cenneti ve
cehennemi haber verdi. Herkesi Allah’a kulluk etmeye çağırdı.sözlerini henüz
tamamlamamıştı ki amcası Ebu Leheb kızarak ;
-
Kahrolası, elleri
kuruyası!.. bizi buraya bunun için mi topladın diye bağırdı. Ve topluluk dağıldı
Bu olaydan sonra peygamberimiz insanlara
her yarde İslam dinini anlatmaya başladı. Onu dinleyenler kabul ediyordu veya
etmiyordu, peygamberimizin doğruları anlatma görevini yapmasına etki etmiyordu.
İslam’ın açıkça
insanlara duyurulması, öteden beri putperest bir hayata alışmış ve özellikle
güçsüzlerin omuzlarına basıp yükselmiş olanların hoşuna gitmedi.
Eşyanın kanunudur. Daima pis pisi, temiz temizi tercih eder. Müşriklerin böyle
davranması normaldi. Çünkü çıkarlarına düşkün kötülük önderleri her zaman
iyiyi doğruyu ve adaleti isteyen kişileri susturmaya çalışırlar.
Kureyş’in yetkilileri Müslümanları döverek aç bırakarak işlerini bozarak
yıldırmaya çalışıyorlardı. Her geçen gün özellikle kimsesiz, fakir, güçsüz
Müslümanlara baskılarını artırdılar.
Özellikle köleler korkunç işkenceler gördüler. Habeş asıllı bir köle olan
Bilal çok eziyet gördü. Sahibi Umeyye onu
dininden döndürebilmek için aklına gelen her çareye başvurmuş. Kızgın kumların
üzerine yatırarak göğsünün üzerine tahammül edemeyeceği ağırlıkta taş
koydurmuş, ilahlara dönmediği takdirde
ölünceye kadar böyle kalacağını bildirmiştir.
Küfrün elebaşıları iman edenlere karşı zulüm ve işkence yarışına
girerken , haz Ebu Bekir de işkence altında inleyenleri buluyor, sahiplerinden satın
alarak Allah rızası için serbest bırakıyordu.
Müşriklerin zulme doymaması ve Müslümanların dayanma güçlerinin git gide
azalması sonucu olarak haz peygamber:
-
Habeşistan’a hicret ediniz. Orada adaletli bir hükümdar var.
Orada hiç kimseye haksızlık, dininden dolayı baskı yapılmaz. Başka bir çözüm
yolu bulana kadar orada kalın.
Allah’a
kulluk görevini daha iyi yapabilmek için yurtlarını , yakınlarını ve işlerini
terkeden bu güzel Müslümanlara Allah kolaylık nasip etti. Habeşistan’da çok iyi
karşılandılar.
Kureyş’in ileri gelenleri bu hicreti hoş karşılamadılar. Derhal bir heyet göndererek Müslümanların davasını haklı buldu ve kureyş heyetini geri çevirdi. İşte böyle, Allah kendi yolunda fedakarlık yapanların yardımcısı olur. Biz Allah’a güvendiğimizde Allah zorlukları kolaylıklara çevirir, her zorlukla beraber bir kolaylık nasip eder.