----Bölümler---
(1)-(2)-(3)

Bir çok zor imtihanı başarıyla veren, hayatının hiçbir döneminde bir an bile Allah’A şirk koşmadığı Kuran ayetleriyle sabit olan Hz. İbrahim’i yüce Allah, insanlara imam seçmiştir. Onu Kâbe’nin duvarlarını örme göreviyle şereflendirmiştir. Hz. İbrahim oğlu İsmail ile birlikte kıyamete kadar ayakta duracak Kabe-i Muazzam-ı   inşa etmiştir.

Bir gün Hz. İbrahim’in evine daha önce daha önce görmediği iki yabancı gelir. Allah’ın kendisine rızk olarak verdiği yiyecekleri çevresindeki insanlarla paylaşmaktan zevk alan Hz. İbrahim, iki yabancı misafirine kızarmış dana eti ikram eder. Misafirleri yemeğe dokunmayınca içini bir korku alır. Çünkü o zamanlar gelen misafir ikramı kabul etmeyince, hayır için değil şer için geldiği anlamına gelir. Hz. İbrahim’in tedirginliğini fark eden misafirler onu rahatlatır.

-                           Biz Lût kavminin helakı için gönderilmiş melekleriz. Ve size İshak adında bir oğul müjdelemek için geldik. Derler.

Oldukça yufka yürekli olan Hz. İbrahim, Lût kavminin helak olacağına çok üzülür. Helakın gerçekleşmesine engel olmak için elinden geleni yapar; ancak melekler Allah’ın emri olduğunu söyleyerek Hz. İbrahim’i ikna ederler.

İbrahim (a.s) ne Yahudi nede Hıristiyandı. O hanif bir Müslüman’dı. Allah’a gönülden boyun eğen Hz. İbrahim Kuran’ı Kerim’in bir çok ayetinde taktir edilmiştir.

Doğrusu insanların İbrahim’e en yakını, elbette onun izinden gidenlerdir. O batıldan uzak hakka yönelikti.

O bir insan, o mükemmel bir Müslüman, o bir peygamber, o iman edenlerin önderiydi. O geldi ve geçti. Onun kazandıkları kendisine, bizim kazandıklarımız ve kazanacaklarımız ise bize…

Dileğim Hz. İbrahim’i iyi tanımak ki; Müslüman olarak yaşamamıza iyi örnek olabilsin. Yüce Allah Hz. İbrahim’in yolunda gitmeyi arzulayan bütün Müslümanları yardımcısı olsun.

Hz. İbrahim Allah’dan kendisine hayırlı bir evlat bağışlamasını niyaz eder. Ve Allah duasını kabul eder. Geleceğin peygamberi Hz. İsmail’i ona bağışlar. Hud suresi 75. ayette yüce Allah Hz. İbrahim’in çok yumuşak huylu, yufka ve yanık yürekli ve kendini bütünüyle Allah’a veren bir insan olduğunu söyler. Ve yufka yürekli İbrahim (a.s) Rabbinin kendisine bağışladığı evladını çok sever. Hz. İbrahim oğlu İsmail koşup oynayacak yaşa gelince; rüyasında biricik oğlunu kurban ettiğini görür. Allah’ın kendisini, oğlunu kurban etmesini emrettiğini düşünür ve durumu oğluna bildirir. Salih evlat Hz. İsmail “babacığım Allah’ın senden istediğini yap inşallah sana zorluk çıkarmayacağım.” Der. Hz. İbrahim tam boğazlarken Allah’dan nida gelir. “Ey İbrahim rüyayı cidden gerçekleştirdin.” Der. Ve Yüce Allah Hz. İbrahim’e büyük bir koç gönderir. Hz. İbrahim o koç’u kurban eder.

Yüce Allah Hz. İbrahim den  oğlunu kurban etmesini isterken bunu mecaz anlamda istemiştir, yani oğluna olan sevgisinin dünyaya geliş nedenini unutturmamasını, Allah’a ve kendine karşı görevlerini aksatmamasını istemişti. Zira Yüce Allah  haksız yere bir cana kıyılmasını Kuran’ı kerimde haram kılmıştır.

Sevgili çocuklar İbrahim (a.s)’ın bu kıssasının üzerinde iyi düşünmeliyiz. Allah’a karşı vazifelerimizi yapmamıza engel olan, her neyse onu iyi teşhis edip, hiç düşünmeden kurban etmeliyiz.  Tabi ki kurban etmek derken doğru yolumuzun önündeki engelleri tanımamalıyız. O engelleri bir bir kaldırıp kenara koymalıyız. Dileğim hepimiz. Engellerimizi kaldırırken Hz. İbrahim kadar başarılı oluruz.