Ercan: Büyük babanın hasta olduğunu duydum Ahmet. Çok geçmiş olsun.
Ahmet: Sağ ol Ercan.
Ercan: Onu ziyaret edip geçmiş olsun demek isterim. Bu vesileylede tanışırız.
Ahmet: Büyük babam buna çok sevinir. Program çıkışı hastaneye gideceğim.
Ercan: Bende seninle geleyim.
Ahmet: Fakat sen bu gün pikniğe gidecektin.
Ercan: Bir şey olmaz, hasta ziyareti pek vakit almaz, yine pikniğe gidebilirim. Zaten büyük babanın yanında en fazla on dakika kalabilirim.
Ahmet: Olur mu Ercan dinlenmeden kalmak.
Ercan: Hasta ziyaretinde az oturmak ve az gürültü yapmak sünnettir. Bu sünnete uymak gerekir, Aksi halde büyük baban rahatsız olur.
Ahmet: Biliyor musun Ercan büyük babam artık iyileşmez.
Ercan: Hey ne söylüyorsun sen Allah’dan umut kesilmez.
Ahmet: Büyük babam boğaz kanseri Ercan. Hani hortum katlanınca su gelmez ya, büyük babamın yemek borusu da öyle katlanmış, su bile içemiyor, boğazından hiçbir gıda maddesi geçmiyor. Zaten hastaneye midesine boru takılsın diye yattı.
Ercan: Midesine takılan borudan mı beslenecek?
Ahmet: Evet öyleymiş… büyük babam çok iştahlıydı. Nefis yemekleri büyük bir zevkle yerdi. Bundan sonra çok zorlanacak.
Ercan: Büyük arşın sahibi olan Allah’dan, büyük babana şifa vermesini dilerim. Yemeğimizi ağzımızla yememiz, yiyeceklerin lezzetine varmamız; meğer ne büyük bir nimetmiş.
Ahmet: Büyük babam hastalanmadan önce bende bunun büyük bir nimet olduğunu fark etmemiştim.
Ercan: Allah’a ne kadar şükretsek yinede azdır. Allah’ın emir ve yasaklarına sıkı sıkı bağlanmalıyız.
Ahmet: Çok haklısın Allah’ın emir ve yasaklarına sıkı sıkı bağlanmalıyız. Ancak bu şekilde ona olan sevgimizi, minnettarlığımızı gösterebiliriz.
Ercan: Ve vaktimiz çok az; gittikçede azalıyor. Biliyor musun Ahmet cennet de bile Allah’a ibadet etme şansımız yok. Bundan dolayı bize verilen fırsatı en iyi şekilde değerlendirip, Allah’a itaat ve ibadette kusur etmemeye gayret göstermeliyiz.
Ahmet: Bunun doğruluğuna yürekten inanıyorum. Fakat büyük babam için yinede çok üzülüyorum.
Ercan: Büyük baban hastalığından dolayı Allah’a hamd etmiyorsa gerçekten onun için üzülmelisin. Fakat hamd eden birisi ise sevinmelisin. Çünkü hastalar hastalıklarına hamd ederse ve sabrederse ecir alırlar.
Ahmet: Allah’a şükür büyük babam iyi bir Müslüman.
Ercan: Öyleyse büyük baban hastaneden çıktıktan sonrada onu zevkle ziyaret ederim. Çünkü Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: “kim bir hastaya veya din kardeşini Allah rızası için ziyarette bulunursa bir münadi ona nida eder. Dünya ve ahrette iyi olasın, ahret yolculuğunda iyi olsun, bu davranışınla cennete bir ev hazırladın.”
Ahmet: Ziyaretlerin eminim büyük babamı çok mutlu edecektir. Onu ziyarete gittiğimizde ne çok isterdim onunda bizimle beraber bir şeyler yemesini.
Ercan: Rad suresi 26. ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyuruyor: “Allah dilediği kimseye rızkı genişletir, daraltırda. Onlar ise (rızkı genişleyince) dünya hayatı ile ferahlamaktadırlar. Oysa dünya hayatı, ahret hayatının yanında bir yol azığından başka bir şey değildir.” Allah Teala büyük babanın rızkını daraltınca nasılda zor geliyor. Oysa dünya rızkı ahret rızkını kazanmamız için bir sermayedir. Müslüman olarak yaşamazsak ahrette sonsuza kadar cennet rızkların dan uzak kalacağız.
Ahmet: Kim bilir o ne büyük bir hüsran olacak.
Ercan: İşte asıl kayıp odur.
Ahmet: Cennet nimetlerinden faydalanmamak… hem de sonsuza kadar.
Ercan: Halâ büyük babanın hastalığına çok fazla üzülüyor musun?
Ahmet: hayır hayır, cenneti kazanması için halâ elinde o kadar çok sermaye var ki…
Ercan: Kuran’ı Kerim okuyup kendisini sormaya gelenlere anlatabilir.
Ahmet: Yazabilir, bütün ibadetlerini yapabilir. Belki damağıyla tat almayabilir ama Allah’ın rızasını kazanma tadına doya doya varabilir.
Ercan: Hz. Muhammed: “mümine bir hastalık gelir, sonrada Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günahlarını kefaret, geri kalan hayatı içinde bir öğüt olur.” Demiştir.
Ahmet: O hadisi şerif ne güzel bir teselli. Unutmada büyük babamı ziyarete gittiğimizde ona da söyle…
Ercan: Söylerim.
Ahmet: Hani Kuran’ı Kerim de cenneti anlatan ayeti kerimelerde; orada ki nefis yiyeceklerden, meyvelerden söz eder ya; büyük babam diyor ki: “bu ayetleri benden daha güzel kim anlayabilir. Damağımla yiyeceklerin, içeceklerin, özelliklede suyun tadına vararak karnımı doyuracağım o günleri iple çekiyorum. O günü yaşayabilmek, kazanabilmek için yapmam gereken öyle çok şey var ki hastalığıma üzülecek zamanım yok.” diyor
Ercan: Büyük babanı görmeden çok sevdim Ahmet. Onu biran önce görmek istiyorum.
Ahmet: Öyleyse önce sohbetimize, daha sonrada programımıza son vererek, bir an önce büyük babamın yanına gidelim.