Ercan: Okul tatil olduktan sonra günlerin nasıl geçiyor Ahmet?

Ahmet: İyi geçiyor sayılır. Oooo gönlümce yatıyorum.. sabah erkenden kalkıp okula gitmek yok.. sadece bu gün radyoya geleceğim için erken kalktım. Diğer günler 12 ye kadar uyuyorum.

Ercan: 12 de kalktıktan sonra ne yapıyorsun?

Ahmet: Babama gidiyorum..

Ercan: Bu çok güzel, bende babamın dükkanına gidiyorum. Ticari bir işyeri nasıl çekip çevrilir öğrenmek gerek. Başka neler yapıyorsun?

Ahmet: Akşam babamla eve geliyorum. Yemek yiyip, televizyona bakıyorum, sonrada yatıyorum.

Ercan: Ne yapıyorsun sen Ahmet?.. Okul tatil oldu. Oysa sen….. anladığım kadarıyla hayatını tatil yapmışsın.

Ahmet: Ne var bunda Ercan.. sınıfımı  geçtim tatilde uyumak hakkım değil mi? Adı üstünde tatil işte

Ercan: Türkiye de yazları oldukça sıcak geçtiği için yada bilemediğim başka nedenlerden dolayı. Milli Eğitim Bakanlığı yazları okulları tatil edebilir. Fakat bizlere ne oluyor ki ölmeden ölü hayat yaşıyoruz.

Ahmet: Ama Ercan bildiğim kadarıyla insanlar yazlık evlerine gidiyor. Tatil yapıyorlar bu kötü bir şey olsa övüne övüne “tatile gidiyoruz” demezler. Tatile gidemeyen insanlarda gidemediği için üzülüyor, gitmek istiyorlar.

Ercan: Bak Ahmet tatil, çalışmaya ara vermek, çalışmayı durdurmak demektir. Haziranda okullar tatil olur. Yani Eylül’e kadar çalışmaya ara verip durdururlar. Bizler okul tatilini fırsat bilip asıl vazifemizi daha da yoğunlaştırabiliriz.

Ahmet: Aaa evet seni anlıyorum Ercan. asıl olan vazifemizi iyi biliyorum. Allah’ın bize öğrettiği gibi yaşamak, yani Müslüman olmak. 

Ercan: Bu çok doğru Ahmet. Yüce Allah insanları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. Asıl vazifemiz yalnız ve yalnız Allah’a kul olmaktır. Alak suresi 6. ayeti unutmamalıyız: “Okumayan muhakkak azar.” bundan dolayı her gün beyinlerimizi kur’an ilmiyle beslemeliyiz.

Ahmet: demek istediğini anladım Ercan. okul tatilini fırsat bilip nasıl iyi bir Müslüman olurum, bunu Kur’an-ı Kerimden iyice öğrenmemi istiyorsun.

Ercan: Ve demek istiyorum ki Ahmet; bu öğrenime ve uygulamaya asla ara verilmez. Müslüman tatil yapmaz. Müslüman çalışmalarına asla ara verip durdurmaz.

Ahmet: (şaşkın!!!) Ama Ercan geçen yaz sende tatile gitmiştin..

Ercan: Hayır hayır Ahmet ben asla tatile gitmedim gitmemde. Geçen yıl Doğu Karadeniz’e seyahate gittim. 15 gülük seyahatimde Alâk suresini zikrettim. Yani orijinalini, Türkçe mealini ve rabbimin Alâk suresinde kullarına ne öğretmek istediğini, bir çok alimin görüşünden öğrendim, belleğime yerleştirdim. Dahası 2 tanede kitap okudum.

Ahmet: Bir dakika Ercan sözünü kesiyorum ama sen adeta tiksinerek “ben asla tatile gitmem” derken gururla seyahate gittim dedin. İkisi arasında ki fark nedir anlayamadım.

Ercan: Tatilin anlamını söylemiştim Ahmet. “çalışmaya ara vermek, çalışmayı durdurmak” demektir.

Ahmet: Evet

Ercan: Oysa Yüce Allah İnşirah suresi 7. ayeti kerimde: “Boş kaldın mı kalk yorul” diyerek boş kalmayı yasaklıyor.

Ahmet: Eğer Rabbim boş kalmayı yasaklıyorsa boş kalmak mutlaka insanlar için zararlıdır. “ben asla tatile gitmem” derken neden yüzünü buruşturduğunu şimdi anlıyorum Ercan.

Ercan: Müminin aylak aylak tatil yapacak vakti yoktur. Zaten batıl dinlere mensup olan insanlar, tatil beldelerinde hiçte mutlu görünmüyorlar. Üretmemek, durağanlık belli ki insan fıtratına uygun değil.

Ahmet: Hıııı evet bu konu ile ilgili peygamberimizin bir Hadi-i Şerif i vardı Ercan hatırladın mı?.

Ercan: Hayır hatırlamadım. Söyle bakayım hangi hadis-i Şerif.

Ahmet: Şey… ıııı “iki günü birbirine eşit olan bizden değildir.” Demiştir.

Ercan: OoO evet Ahmet. Bu Hadis-i Şeriften Müslüman ın her gün mutlaka ilerleme kaydetmesi gerektiğini öğreniyoruz.

Ahmet: Öyle çalışmalara ara vermek, durdurmak Müminin hayatında yer almaz……

Ercan:  :)))) çok doğru..

Ahmet: Peki Ercan seyahat ne demektir?

Ercan: Seyahat gezip dolaşmak demektir. Fakat bu gezip dolaşmak, Allah’ın rızasını kazanacak bir amaca hizmet ettiğinde takdire layıktır. Hz. Muhammet ilim için seyahat etmeyi Müminlere teşvik etmiştir. Kuran ayetinde de yer yüzünde seyahat edilmesi tavsiye edilirken, geçmişteki toplumların kalıntılarına bakıp ibret alma ana fikrinin işlenmesine ağırlık verilmiştir.

Ahmet: Kuran’ı Kerim’de  seyahat etmeye teşvik var hıı…

Ercan: evet Al-i İmran  suresi  137. ayeti kerimede “ yer yüzünde dolaşın da peygamberlerini yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bakın.” Diyor. Yüce  Allah, ayette ibret almak için gezmeye teşvik ediyor.

Ahmet:  Gezerken nasıl ibret alınır Ercan?

Ercan: Mesela, İzmir Efes’e gittiğimizde ben ibret alınacak çok şeyler gördüm. Yüzyıllar önce kurulmuş Efes beldesinde, belikli maddi doyuma ulaşmış insanlar yaşamış.

Ahmet: Nerden anladın?

Ercan: Evlerinin süslemesinden, duvarlarına taştan oymalar yapmalarından belliydi. Öyle müthişti ki Ahmet. Sokakta ki çeşmelerine, hatta kaldırım taşlarına kadar oymalar, uzun zamanda yapılabilecek  işlemelerle donatılmıştı. Onca özenle hazırlanmış, görkemli beldeyi halkı terk etmişti.

Ahmet:  neden?

Ercan: Belde de salgın ve ölümcül hastalık hasıl olmuş. İnsanlar hastalanan yakınlarını orada yapayalnız terk edip kendilerine de mikrop bulaşmasın  diye hiçbir eşya almadan memleketlerini terk etmişler.

Ahmet: Mekanlarını süslemek için çektikleri onca emek boşuna gitmiş hıııı…….

Ercan: Allah’ın koyduğu sınırların dışındaki yaşam şekli hep boşuna çekilen emek değimlidir? Ne dünyada nede ahrette karşılığı yoktur.

Ahmet: Aklıma Trabzon da ki Sümela manastırı geldi. Ben elim kolum boş, dağın tepesindeki tapınağa çıkarken bile çok yoruldum. Bir de o binayı inşa etmek kim bilir ne kadar yorucu olmuştur.

Ercan: Şimdi o tarihi eserleri bırakan insanlar yoklar; kimileri boş işler peşinde yorulmuş, kimileri ise Dünya-Ahret kurtuluşunu inşa etmek için yorulmuş. Onlar gelip- geçti. Şimdi onlar için hiçbir şey yapılamaz.

Ahmet: Ama biz yaşıyoruz Ercan. boş işlerden yüz çevirip güzel yaşaya biliriz.

Ercan: Sen; güzel yaşamayan, hala boş işler peşinde koşuşturan insanların varlığına şahit oluyor musun?

Ahmet: Elbette şahit oluyorum. İnsanların boş yaşantıları giyimlerine, hatta sokaklarda salına salına yürüyüşlerine ve hayran hayran vitrinlere bakmalarına bile yansıyor.

Ercan: Ne güzel tespit etmişsin Ahmet. Ben bu insanları ateş çukuruna doğru emekleyen, tehlikeden bihaber bebek gibi görüyorum; bir depremzede gibi hissediyor.

Ahmet: Ateş çukuruna doğru ilerleyen bebeğe engel olmak, gül bahçesini gösterip oraya doğru emeklemesini temin etmek gerek. Enkaz altında ki depremzede'nin üstünden gücümüz yettiğince enkazı kaldırmamız gerek.

Ercan: Bu kadar acil vakalar varken müminlerin çalışmalarına ara vermesi akıl işi değil.

Ahmet:Haklısın………….
Ercan: Ben  küçükken seyahate çıkacaktık. Annem terziye gömlek diktiriyordu. Ve ısrarla 2 gün sonra vermesini istiyordu. Terzi anneme : “Tatile mi çıkacaksınız?” dedi. Annem hayır diyince o kadar şaşırmıştım ki… benim annem bir yalancı diye çok üzülmüştüm. Eve geldik; annem valizlerimizi hazırlarken ona acıyarak baktım: “valizleri hazırladığına göre gitmemiz geri kalmadı, çıkacağız değil mi anne?” dedim. Annem: “evet gideceğiz oğlum” deyince “öyleyse terziye niçin yalan söyledin?” diye haykırdım. İşte o zaman annem eline 5-6  kitap birde Kuran’ı Kerim’i alarak geldi. onları valize yerleştirdi. “Ben tatile gitmiyor, ben seyahate gidiyorum; orada evdekinden daha çok vaktim olacak dolayısıyla gezip dolaşırken bilgi hazinemi de daha çok zenginleştireceğim dedi. İşte o gün tatil ile seyahat arasında ki büyük farkı öğrendim.

Ahmet: Oldukça büyük bir fark. Tatil müminlere yasakken, seyahat onaylanıyor. Aslında Ercan Müslüman olmak insanın yaşantısının her devresini hayrına çevirmek demek. Artık bundan böyle asla tatil yapmayacağım.  Her yaz 15-20 günlüğüne köye gideriz. Orada ki günlerimi asla boş geçirmeyeceğim. Köyde misafir olduğum için benden hiçbir iş istemezler. Ben de bu saye de bilgi hazinemi daha da zenginleştirip; Kuran’ı Kerimden öğrendiklerimi köydeki arkadaşlarıma anlatabilirim.

Ercan:  Anlaşılan öğlene kadar yatacak gece yarısına kadar Televizyona bakacak zamanın yok.

Ahmet: Yok yok kesinlikle yok… Uykudan ve Televizyona bakmaktan çok daha değerli işlerim var. Ne güzel şey Müslüman olmak

Ercan: Evet bütün güzellikler bizim için…………………