Ercan: Ahmet okulda ikindi namazını kılma problemi yaşıyordun, nasıl hala aynı sorunun yaşıyor musun?

Ahmet: Hayır hayır… artık yaşamıyorum.

Ercan: Oo iyi bunu duyduğuma sevindim. Oldukça zor günler geçirdin.

Ahmet:  Evet nerde namaz kıldıysam sorun oldu. Öğretmenler şikayet etti. Bir gün tarih öğretmeni beni köşeye çekti: “Oğlum ibadette kabahatte gizlidir. Öyle herkesin görebileceği yerde namaz kılınmaz” dedi. O günden sonra kazan dairesine inen merdivenin altında namazımı kıldım. Issız ve ürkütücüydü ama rabbimin huzuruna çıkmak yinede bana mutluluk veriyordu.

Ercan: kabahat gizlidir anladık. Çünkü kötü bir eylemdir. Namaz kılmak gibi erdemli bir davranış niye kabahatle aynı kefeyi girip gizli yapılıyormuş onu anlayamadım. Alnım açık, başım dik, göğsümü kabarta kabarta  gururla söyleyeceğim bir söz varsa o da “ ben Müslümanlardanım” demek olacaktır. Bir çok davranışımı doğrumu yaptım yanlış mı yaptım diye tereddüt edebilirim. Ancak yüce Allah’ın benden yapmamı istediklerinde asla yanlışlık düşünmem. Rabbim benden bir işi yapmamı istiyorsa onun benim için en doğru davranış olduğundan hiç şüphem olmaz. Doğruluğundan şüphem olmayan davranışlarımı gizli yapma ihtiyacı neden duyayım?

Ahmet: Ne desem bilmiyorum ki yerden göğe kadar haklısın. Bırakalım kabahat yapanlar gizli gizli yapsın; çünkü kabahatleriyle kendilerine ve çevrelerine zarar veriyorlar. Zaten açık açık kabahat yapsalar toplum kendilerini dışlar

Ercan: . Evet ama bizim Müslümanlığımızı ve ibadetlerimizi gizlememiz hiç gerekmez. Öyle sanıyorum ki ibadetlerin gizli yapılmasını isteyenler; yarasalar gibi ışıktan rahatsız olanlardır. Bu tip insanlar gördükleri ışıkla aydınlanmaları gerekirken girdikleri ortamı kendileri gibi karanlığa boğmak isterler. Ama kafirler istemese de dünya döndükçe yer yüzünde müminler olacaktır.

Ahmet: Allah’ın izniyle olacaktır.

Ercan: okulda namaz kılma sorununu nasıl hallettin Ahmet?

Ahmet: hıı onun için tarih öğretmenim dedi ki: “okulda namaz kılmana gerek yok evde akşam namazını kıldığın zaman ikindi namazını da kaza edersin” dedi.

Ercan: Akşam ezanı okunduğu zaman ikindi namazının vakti biter. Oysa rabbimiz Kuran’ı Kerimde namazı emreden ayetlerde: “ namazı vaktinde dost doğru kılın.” Diyor.

Ahmet: onu biliyorum tarih öğretmenime söyledim: “ ikindi namazını okulda kılmama gerekiyor, çünkü eve giderken yolda akşam ezanı okunuyor.” Dedim. Ama Ercan abi biz Muhammed ümmetiymişiz Hz Muhammed kıyamet günü bize şefaat edecekmiş. Yani cennete girmemiz için Allah’a rica edip cennete girmemizi sağlayacakmış. İçin rahat olsun nasıl olsa cennet Müslümanlar için.

Ercan: cennet Müslümanlar için doğruda, Müslüman olmak için vaktinde dosdoğru namaz kılmak gerekir.

Ahmet: dert etme Ercan abi. Peygamberimiz bize şefaat edecekmiş dedim ya…

Ercan: bu Allah’ın sözü mü? Eğer Allah bize böyle bir söz vermişse, şüphesiz o sözünden caymaz. Fakat aksine yüce Allah Kuran’ı kerimde: “ ey inananlar ne alışverişin, ne dostluğun, ve nede şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızktan Allah yolunda harcayın. (2-Bakara: 254)” derken kıyamet günü şefaat olmadığını bize bildiriyor.

Ahmet: vay canına… yüce Allah’ın bizi haberdar etmediği hiçbir konu kalmamış.

Ercan: bu oldukça önemli bir haber Ahmet. Kıyamet günü şefaat ancak Allah’a mahsustur. Ve Allah’dan başka şefaatçi de yoktur.

Ahmet: madem ki bize yalnız Allah yardım edebilir; bizde yalnız Allah’dan yardım dilemeliyiz.

Ercan: Fatiha suresinin 4. ayeti kerimesinde de müminler “ Ey Rabbimiz! Yalnız sana kulluk eder yalız senden yardım dileriz.” Derler. Yalnız Allah dan yardım dileyeceğimize göre yalnız Allah’ı razı etmek için çabalamalıyız.

Ahmet: Peki peygamberlerin hayatımızda ki yeri ve önemi nedir?

Ercan: Peygamberler Allah’ın rızasını kazanmış seçkin insanlardır. Bizde onları örnek alır onlar gibi yaşarsak, bizlerden Allah’ın rızasını kazanırız.

Ahmet: Doğru doğru zaten tarih öğretmenimin söylediği akıl mantık işi değildi. Peygamberler birilerinin günahını kusurunu örtse kendi yakınlarınınkini örter.

Ercan: Hayır Ahmet hayır, eğer kişi kendi iman edip Salih amel işlemezse peygamberin çocuğu da olsa kurtuluşa eremez.

Ahmet: Peygamber kendi çocuğu için hiçbir şey yapamaz  mı?

Ercan: Peygamberlerin yapabileceği; İslam dininin insanları kurtuluşa götüren tek din olduğunu anlatmaktır. Peygamberde olsa hiç kimse, kimsenin gönlüne İslam ı yerleştiremez.

Ahmet: torpilin olmadığı adaletin hakim olduğu bir sistem.

Ercan: Evet Ahmet… Kuran’ı Kerimde bunun bir örneği de var: Nuh (a.s)’ın oğlu Allah’a iman etmedi, dolayısıyla babasının peygamberliğini de tanımadı. Tufanda gemiye binip kurtulanlardan da olmadı. Nuh (a.s) Gayr-i Müslim olarak yaşayan ve ölen oğlu için Allah’dan bağışlanma diledi. Ancak duası kabul edilmedi.

Ahmet: Yani insanın kurtuluşu elinde olmayan nedenlere dayanmaz. Çünkü insan kimin çocuğu olacağına kendi karar veremez.

Ercan: Evet insan ancak kendi amellerinin karşılığını görür.

Ahmet: işte benim Rabbimin adaleti bu… Rabbim seni çok seviyorum. Beni Sana sevdirecek amelleri de çok seviyorum. Senin yolundan ayrılmaktan sana sığınırım.