Ahmet: Haberlerde duydum Ercan abi ; Amerika, Türkiye’nin güneyine asker, savaş teçhizatı yığınağı yapıyormuş. Irak lı çocukları düşünüyorum... Tepelerinde patlayacak, vücutlarını param parça edecek bombalar hazırlanıyor.
Ercan: Bütün bu olanları haberlerden bende duydum. Üzülmemek mümkün değil.
Ahmet: Savaş ne kötü, ne kötü... binlerce on binlerce insan ölecek, sakat kalacak. Bu bir vahşet...
Ercan: Elbette vahşet.
Ahmet: Hep dua ediyorum rabbime... “ yüce Allah’ım n’olur izin verme, n’olur engel ol. Amerika ırak ı vurmasın, bomba yağmuruna tutmasın. Irakta yaşayan Müslümanları sen koru..”
Ercan: Rabbim elbette müminleri korur. Kuran’ı Kerimde müminlere hoş bir hayat yaşatacağını, bol bol göğün rahmetini indireceğini, kuvvetlerine kuvvet katarak destekleyeceğini vaad ediyor.
Ahmet: Öyleyse Ercan abi nedir, nedir bu Müslümanların başlarına gelen. Şu durumda, yeryüzünde yaşayan Müslüman ülkeler hor görülen zillet içinde yaşayan ülkeler.
Ercan: Ben şu durumda yer yüzünde yaşayan Müslüman bir ülke bilmiyorum. Müslüman ülke demek; yönetim şekli Allah’ın istediği gibi olan ülke demektir. Halkının %30’u da Müslüman olsa da yönetim şekli İslam olan bir ülke Müslüman ülkedir. Ancak halkının %80-90 ları Müslüman olsa da yönetim şekli batıl ise o ülkeye Müslüman ülke denmez.
Ahmet: Yani sen şunu u demek istiyorsun? Yüce Allah Müslümanları koruyacak, bu Allah’ın vaadidir. Ancak benim Müslüman ülke diye bildiğim ülkeler aslında Müslüman ülke değil.
Ercan: Maalesef, maalesef öyle...
Ahmet: ama Ercan abi o ülkede yaşayan insanların çoğu Müslüman... Allah Müslüman bir ülkede yaşamasa da, Müslüman olanları korumaz mı?
Ercan: elbette korur Ahmet. Yüce Allah bizleri irademiz dışı olan durumlardan sorumlu tutmaz. Bizler istediğimiz dini seçebiliriz. Bu konuda hiç kimsenin üzerimizde sultası yoktur. Ancak yaşadığımız ülkenin İslam devleti olması bizim gücümüzü aşar. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız Ahmet. Bizler şahıs olarak Müslüman isek şahıs olarak Allah’dan gelen yardım ve güzelliği yaşarız. Grup olarak Müslüman isek gurup olarak güzelliklere duçar oluruz. Toplum olarak Allah’a teslim olmuşsak Allah’dan gelecek güzellikler toplumu kapsayacaktır.
Ahmet: Ohh. İyi. Allah’ın bu kanunu beni rahatlattı. Tek başına da olsa Müslüman olarak yaşayanları yüce Allah’ın koruması, gerçekten beni rahatlattı.
Ercan: İbrahim peygamber bize örnek olarak yetmez mi?
Ahmet: Evet evet onu iyi biliyorum. Hz. İbrahim’in hayat hikayesini annem anlatmıştı. O putları tek başına kırmıştı. Yaşadığı beldede kendisinden başka iman eden yoktu. Beldenin yöneticisi onu ateşte yakarak ceza vermek istemişti de Allah’ın izniyle ateş çukuru gül bahçesine dönmüştü.
Ercan: Evet Kuran’ı Kerimde Hz. İbrahim’in kıssası öyle anlatılır.
Ahmet: Ercan abi ateş çukuru nasıl gül bahçesine dönüşür. Bu olağan üstü bir olay. Düşünüyorum da Hz. İbrahim gibi hanif bir Müslüman olsak ateş bizi de yakmaz mı?
Ercan: Ateşin yakıp yakmayacağından emin olamayız. Fakat Ahmet, emin olacağımız bir gerçek var ki; bizler hanif müminler olursak yüce Allah’ın koruması altına gireceğiz. O zaman hayatımızda ölümümüzde ve ölüm ötesinde de bizim için hep güzellik olacak. Zelil olmak, mağlup olmak, zarara uğramak mümin için söz konusu olmayan kavramlardır.
Ahmet: Anlıyorum. İlla ateşin gül bahçesine dönüşmesi gerekmez. Ama bulunduğumuz duruma göre yüce Allah bir şekilde bizi koruyacaktır.
Ercan: Şunu bilmeni isterim ki müminler gayr-i Müslimlerin eliyle azap çekip öldürülseler de Rablerine kavuşup cennetle mükafatlandıkları için bu onlar için kayıp değildir.
Ahmet: Sözlerini anlıyorum. Fakat olması muhtemel savaş hiç aklımdan çıkmıyor. Iraktaki Müslümanlar için içim yanıyor.
Ercan: Benimde içim yanıyor. Ama Ahmet Müslüman olduğunu söyleyen bir çok insan marka Müslüman olmaktan ileriye gidemiyor. Dolayısıyla bu musibetleri hak ediyor. Müslüman Kuran’ını elinden bırakmaz. Anladığı dilde her gün mutlaka okur ve öğrendiklerini hayatına geçirir. Oysa Müslüman olduğunu iddia eden bir çok insan hayatında bir kez bile Kuran okumamış.
Ahmet: Bosna-hersek de yaşayan savaşta, yıpranan Müslümanları televizyonda görmüştüm. Bayanların kıyafeti vücudu tamamen saran bir Müslümana yakışmayan kıyafetlerdi. Müslüman bir hanımın başını kapatması gerekirken, hiç başörtülü bir hanım göremedim.
Ercan: Kıyafetten tut, her bir davranış insana mümini değil bir kafiri hatırlatıyor. Bizler dinimize sıkı sıkı sarılmadıkça yeryüzünde hayatımızı aşağılık bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.
Ahmet: Bu çok elem verici
Ercan: Yüce Allah bizi mümin olmaya değil, müminlerden olmaya davet ediyor. Yani Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmalarını istiyor.
Ahmet: Evet bu doğru fatiha suresinde: “beni Salihler zümresine kat” diye dua ederiz.
Ercan: Öyleyse Ahmet biz Müslümanlar; Müslümanların oluşturdukları birliklere katılmamalıyız. Avrupalı Hıristiyanların hazırladığı birliklerden vakarla yüzümüzü çevirmeliyiz.
Ahmet: İşte bunu çözemedim Ercan abi. Güçlü olanla beraber olmak gerekmez mi?
Ercan: Evet güçlüyle beraber olmak gerek. Güçlüyle hem de en güçlüyle.. bu öyle bir güç olmalı ki bütün insanlığı görüp gözetleyebilmeli..
Ahmet: Amerika gibi yani değil mi? Uyduda ki istasyonuyla dünyanın her bir yerini görüp gözetliyor.
Ercan: Hayır hayır daha büyük bir güç olmalı. Kalplerdekini de görüp gözetmeli. İnsanların içinden geçen niyetlerini de bilmeli..
Ahmet: Bu kadar büyük güce ancak Allah sahiptir.
Ercan: İşte en büyük güce sahip olan Allah la beraber olmalıyız. Yalnız O’nun dinine itibar edip yalız O’na boyun eğmeliyiz.
Ahmet: Şimdi anlıyorum. Önceki düşüncelerimden dolayı utanıyorum. İnsanlar nasıl böyle bir üstün güç varken onu bırakıp güçsüzlerde güç buluyorlar.
Ercan: Kulluk etmek insanın fıtratında vardır. Allah’a kul olmayanlar kendilerine kulluk edecek bir ilah bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Buldukları ilahtan Allah dan korkar gibi korkuyorlar. Yok efendim uyduda istasyonu varmış her yeri gözetliyormuş.. Yok efendim beş tane savaş gemisi varmış uçaklarını savaş gemisinden kaldırabiliyormuş.. Yok efendim süper ülkeymiş..
Ahmet: Benim rabbim dururken başka Rab ararmıyım hiç..
Ercan: Bu senin sözünün üstüne başka söz söylenir mi hiç.