Ahmet: Bugün moralim çok bozuk Fehim.
Fehim: Hayırdır ne oldu.?
Ahmet: Komşumuzun oğlu volkan abi henüz 19 yaşı da idi. Köylerinde baraj gölüne girmiş, nasıl olmuş bilmiyorum boğularak ölmüş.
Fehim: OO çok üzüldüm.
Ahmet: Bende çok üzüldüm. Volkan abi öyle iyi insandı ki eskiden beni bisikletinin arkasına bindirirdi… artık onu hiç göremeyeceğim.
Fehim: Annem namaz kılmayan, Müslüman olarak yaşamayan kişilerin ölümüne çok üzülür. Mümin bildiğinin ölümüne ise hem gözlerinden yaşlar boşanır, hem gülümser, Allah’ın izniyle kurtuluşa erdi diye iç geçirir… Volkan abin namaz kılıyor muydu Ahmet?
Ahmet: maalesef kılmazdı. Bazen merdivende, asansörde rastlaşırdık. Nereye gidiyorsun derdi. Camiye namaz kılmaya, hadi beraber gidelim diyince bana hep gülerdi. : Ahmet sanki apartmanın çocuğu değil de dedesi gibisin. Elhamdülillah bizde Müslümanız, ilerde kılarız. Diyordu.
Fehim: ben Müslüman’ın Müslümanlığını namazından anlarım.
Ahmet: Volkan abi için ne kadar üzülsem azdır.
Fehim: Kendine gel Ahmet. Odluyla ödlüye çare yoktur. Namazsız gezen nice volkan ağabeyler var. Onlar için bir şeyler yapmak gerek.
Ahmet: Ölüm gayet doğal bir olay herkes bir gün mutlaka ölecek. Ama bu kadar erken, bu kadar genç hiç aklıma gelmezdi. Volkan abiyi şimdiden çok özledim. Keşke ona ısrar etseydim, hadi volkan abi gel camiye gidelim dönüş muhakkak Allah’a diyebilseydim. “ ileride namaz kılarım” dediğinde; belki o ileri hiç olmayacak diyebilseydim.
Fehim: ertelemek Müslüman için en kötü hastalıktır. Dün öldü bugün ise sanki can can çekişmede yarın henüz doğmadı doğmayacak beklide.
Ahmet: volkan abi derslerine çok önem verirdi. Hep eczacı olayı arzulardı. Anne-babası ramazanda oruç tutmasına izin vermezdi, “sen bir eczacı çık sonra namazda kılarsın oruçta tutarsın, her şeyin bir vakti var” derlerdi.
Fehim: Allah’a şükür benim anne-babamın öyle sapık düşünceleri yok.
Ahmet: volkan abimin üniversite puanı tam 198 büyük ihtimal eczacılık fakültesinde okumayı hak kazanacaktı…………………….. fakat fakat………….
Fehim: üzülme tamam artık Ahmet… dedem vefat edeli 1,5 yıl oluyor. O ilk günler hep ağlardık. Annem bana sarılır, “Allah’a şükür hepimiz Müslümanız, öldükten sonra dirileceğimize inanıyoruz. Dedeni haşr olduğumuz gün tekrar göreceğiz, bu ayrılık bu özlem sadece geçici bir süre.” Derdi.
Ahmet: O haşr günü Kuran’ı Kerimde İnsan en yakınını görse bile ondan uzaklaşmak isteyecek, kendi hesabını verme derdine düşecek diye okumuştum.
Fehim: Bende şimdi o ayeti söyleyecektim. Annemin aklına o ayet gelince her dedeme özlem duydukça daha ir özenle İslam'ı yaşamayı arzuluyor. Demek istediğim komşunun oğluna üzülecek fazla vaktin yok. Madem sen güzel yaşadığına inanıyorsun, öyleyse çevrende kilerinin de güzel yaşaması için çaba sarf etmelisin.
Ahmet: Bunu biliyorum Fehim babam odama güzel bir yazı asmıştı, şöyle yazıyordu.
Kutsal değerleri eğer çiğneniyorsa asla neşelenemez insan.
Hoş görü, hüznü zan güzel fakat:
Tehlike
Karşısında oturmaz.
Ayağa kalkar insan.!!
Birileri kutsal değerleri çiğniyorsa onun için büyük bir tehlike vardır. Demektir. Volkan abi namazsız gezinirken nasıl, nasıl rahat olabildim.
Fehim: Yüzmeyi ne çok severim içimi korku saldı birden
Ahmet: Volkan abi yüzmeyi bilmezmiş.
Fehim: babam bana okula gitmeden önce öğretmişti. Hz. Ömer’in nasihatiymiş. Demiş ki “çocuklarınıza yüzmeyi , ata binmeyi, güzel söz ve şiirler öğretiniz.”
Ahmet: Şimdi at yarine otomobiller olduğuna göre araba kullanmayı öğrenmek gerek. Bu hoşuma gitti doğrusu
Fehim: Yüzmeyi biliyoruz otomobil kullanmak için biraz daha büyümek gerek, şimdi vakit güzel söz öğrenme vakti.
Ahmet: En güzel söz şüphesiz Allah’ın sözüdür.
Fehim: ve de Allah’ın sözlerini anlatan sözler…..
Ahmet: Haydi Fehim yarışalım güzel sözler öğrenmekte.
Fehim: Yarışalım hayırlarda…