Ahmet: Bizim apartmana yeni bir komşu taşındı Ercan. Bir göreceksin öyle güzel bir köpeği var ki…..
Ercan: Apartman dairesinde bir köpek mi besliyor?
Ahmet: Bizim apartmanın, kenarı çevrili küçük bir bahçesi var, o bahçede köpeğe şirin mi şirin bir kulübe yapıldı. Orada kalıyor. Ama evine de çıkarıyor. Bizim alt katta oturuyorlar. Geçenlerde adam köpeğine eliyle kemik yediriyordu. Öyle hoşuma gitti ki benimde bakabileceğim bir köpeğim olsun isterdim.
Ercan: Peygamberimizin köpek besleme hakkında öğretisini biliyor musun?
Ahmet:Hayır hiçbir bilgim yok. Fakat şunu iyi biliyorum ki Hz. Muhammed hayvanlara iyi davranmamızı, onlara eziyet etmememizi ve şefkatle yaklaşmamızı emrediyor.
Ercan: Çok doğru. Ama bu, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mahiyetindedir. Bizlere zarar verecek hayvanlardan uzak kalmalıyız. Zehirleyici, öldürücü, mikrop saçıcı hayvanları öldürebiliriz. Görünüşte bize faydası olmayan, ancak zararı da olmayan hayvanlara da asla kötü davranmamalı ve öldürmemeliyiz.
Ahmet: Bize hiçbir faydası yoksa neden yaratılmış ki?
Ercan: Farkındaysan görünüşte faydası olmayan dedim. Bazı hayvanlardan direk olarak insanlar faydalanmaz; ancak tabiatın düzenini korumada büyük faydaları vardır.
Ahmet: Bizim gözlemleyemediğimiz, idrak edemediğimiz faydalarının olduğunu söylüyorsun.
Ercan: Biliyor musun Ahmet; yeryüzünde yaratılanların her birinin insanlar için faydası söz konusundur.
Ahmet: Yani yeryüzünde, yüce Allah insanların faydalanmayacağı hiçbir şeyi yaratmamış mıdır?
Ercan: Yüce Allah yer yüzünü insanları imtihan etmek yaratmış ve insanların ihtiyaç duyduğu her bir şeyle donatmıştır.
Ahmet: Çok iyi. Doğrusu köpeğe de çok ihtiyacım var. Sahibine sadık, onu koruyan çok iyi bir hayvan.
Ercan: Fakat köpeklerin saldırgan, vahşi bir yönü de vardır. Sahiplerini çok iyi korurlar ama saldırgan özellikleriyle sahipleri dışında ki insanlara zararda verebilirler.
Ahmet: Ooo evet!. Ama benim bir köpeğim olursa başkalarına zarar vermesin diye onu eğitirim.
Ercan: Peki eğitme sefasın da zarar verirse?
Ahmet: Hıım evet o dönemde köpeğimi hep bağlı tutarım.
Ercan: Köpeğini bağlarsan nasıl beslenecek?
Ahmet: Onu ben beslerim canım. Alt katta oturan komşumuz her gün yarım kilo köpeğine Tavuk kanat alıyor. Çıtır çıtır bir yiyor ki Ercan, sanki cips yer gibi….
Ercan: Köpeğini bağladın ve tavuk kanat alarak da besledin diyelim. Ama köpekler hareketsiz uzun süre kalamazlar, onu her gün gezdirmelisin.
Ahmet: Ooo Ercan işte bu köpek beslemenin en güzel yanı. Köpeğini yürüyüşe çıkaran insanları görünce öyle özeniyorum ki…
Ercan: Ben hiç özenmiyorum, dahası hem üzülüyorum hem de acıyorum.
Ahmet: Kime acıyorsun köpeğe mi, sahibine mi?
Ercan: Doğrusunu istersen her ikisine de acıyorum. Köpeğe acıyorum çünkü tutsak, yamaçta bayırda koşması gerekirken küçücük kulübeye tıkılmış. Sahibine acıyorum çünkü, Allah’ın kendisine verdiği en değerli nimetlerden olan zamanını bir hayvanla ilgilenerek geçiriyor. Dahası parasını gereksiz yere köpeğini beslemek için sarf ediyor. Sizin alt katta ki komşunuz her gün köpeğine tavuk kanat aldığı parasıyla bir fakiri, yetimi doyursa Allah’ın sevgisini kazanır.
Ahmet: Aslında çok haklısın. Hani Allah mümin kullarının velisidir; yani onları koruması altına alır ya…. Benim alt katta ki komşum köpeğine yarım kilo kanat alacak parasıyla fakiri doyursa, umulur ki Allah’ın veli kulu olma imkanını yakalayacak.
Ercan: Ne güzel ifade ettin Ahmet. Harçlıklarımızı düşünerek harcamalıyız.
Ahmet: tabi zamanımızı da.
Ercan: Hani kardeşin Abdullah’a namaz kılmayı öğretmiştin ya; harçlığınla da ona mükafat olsun diye şeker almıştın.
Ahmet: Ya ya Abdullah namazını itina ile kılıyor.
Ercan: Zamanını bir köpeğin eğitimi için geçireceğine kendinden küçüklerin eğitimi ile geçirmen; parana köpeklere yiyecek alacağına, küçüklerin eğitimi için harcaman çok daha doğru olmaz mı?
Ahmet: Nasıl da bunları düşünemedim. Bir köpeğimin olması beni bu güzelliklerden alıkoyacaktı. Allah senden razı olsun Ercan.
Ercan: Allah senden de razı olsun. sen boş işlerden yüz çevirince bir başka boş işe dalmazsın. Buna yürekten inanıyorum. Her gün köpeğini yürüyüşe çıkaracak zamanını Abdullah2ın mahalle arkadaşlarıyla beraber camiye gidebilirsin.
Ahmet: Mahallenin çocukları buna ne çok sevinirler. Köpekler kendi kendilerine de gezer. Asıl bu çocukların arkadaşlara ihtiyacı var.
Ercan: Köpekler köpeklerle dostluk kurar, insanlar ise insanlarla…
Ahmet: Televizyonda Lassie adında, kahramanı köpek olan bir dizi film vardı ya…
Ercan: Ha evet biliyorum.
Ahmet: O film beni çok etkilemişti. Hep öyle bana sağdık bir köpeğim olsun istemiştim.
Ercan: Seni anneannemlerin köyüne götüreyim Ahmet. Anneannemlerin kocaman, sadık bir kangal köpekleri var.
Ahmet: Sen neler söylüyorsun Ercan. Anneannenler boş işlerle mi uğraşıyorlar?
Ercan: Dur dur!!! Paniğe kapılma onlar boş işlerle uğraşmazlar asla. Anneannemlerin köyde koyun sürüsü var. Koyun sürüsünü otlatırken kurttan korumak için bir köpeğin bekçiliğine ihtiyaç vardır. Dahası ekinleri de var. Evleri de avlulu, bahçeli kocaman bir köy evi. Ekinlerin korunması, evlerinin bahçesine yabancıların girmemesi için onların köpek beslemesi gerekiyor. Köpek besleme konusu ile ilgili Hz. Muhammed’in bir hadisi vardır.
Ahmet: O hadisi bilmek isterim.
Ercan: “Sürü, av veya ziraat köpeği dışında bir köpek besleyen kimsenin ecrinden bir miktar eksilir.
Ahmet: Çok iyi anlıyorum Ercan. Müslüman’ın yaptığı iş doğru bir amaca hizmet etmeli. Babam hep der ki “Müslüman boş işlerden yüz çevirir.”
Ercan: Koruma amacı olmadan köpek beslemek boş iş olduğu gibi zararlıdır da. Zira köpekler derilerinden solumayan hayvanlar olduğu için mikrop barındırırlar. Tüylerinin besinlerle beraber vücudumuza girmesi de büyük tehlikedir. Köpeğin salyası da ineğin ki, kuzunun ki, kedinin ki gibi değildir mikrop taşır. Peygamberimiz, köpeğin ağzının değdiği kab dezenfekte edilmeli demiştir. Kuyuya bir damla köpek salyası damlasa da bütün kuyu boşaltılıp temizlenmeli demiştir.
Ahmet: Televizyonda köpeklerin iyi yönlerini duymuştum. Ama mikrop taşıyan kötü özelliklerini hiç duymamıştım.
Ercan: Oysa hayvanlara şefkat göstermemizi söyleyen peygamberimiz; çok az sayıda hayvanı pis kabul ederek müminleri uzak tutmuştur. Bunlar fare, haşere ve köpektir.
Ahmet: Fare ve haşerelerden çok tiksinirim. Ama köpekleri hep faydalı bilirdim.
Ercan: Faydası mutlaka var. Ama farelerinde faydası var yabana atılır cinsten de değil.
Ahmet: Iıııı o pis hayvanın ne faydası olabilir?
Ercan: Öyle deme Ahmet. Kanalizasyonların tıkanmamasını lağım farelerine borçluyuz.
Ahmet: Lağım farelerini yaratan Rabbimize borçluyuz.
Ercan: Evet bu çok daha doğru oldu. Müslüman hayvanları incitmez. Onları zorunlu olmadıkça öldürmez, özel zevki için kuşları kafese, köpekleri tutsaklığa mahkum etmez. Allah Teala’nın faydasına sunduğu hayvanlardan yeri geldikçe faydalanır.
Ahmet: Bu sohbet için teşekkür ederim Ercan. Bundan böyle hayvanlara nasıl davranacağımı iyi biliyorum. Dilerim alt katta ki köpeği olan komşumda biran önce öğrenir.
Ercan:Dilerim insanlık yalnız ve yalnız; Allah’a ve peygamberine itaat eder. İşte o zaman her davranışından dünya-ahret yarar görecektir.