Ahmet: Kış Kendini iyiden iyiye belli etti. Her taraf karla kaplandı.

Ercan: Kış karla güzel, karsız bir kış düşünemiyorum.

Ahmet: Cuma günü okulların tatil olmasına nasıl sevindim bilemezsin. Dışarı çıktım doya doya karla oynadım. Mahalledeki bütün çocuklar dışarıdaydı. Birbirimizi kar topu yağmuruna tuttuk.

Ercan: Bizde kocaman bir kardan adam yaptık. Hemen hemen her sene aynı arkadaşlarla bunu yaparız.

Ahmet: bu gün radyoya gelirken çok kötü düştüm.

Ercan: eeee kar hep güzellik yaşatmaz insana. Buzlu yollarda çok dikkatli yürümek gerek. Şimdi iyisin ya ?

Ahmet: iyiyim iyiyim… iyiyim de eve nasıl gideceğimi düşünüyorum. Dizkapağım bayağı ağrıyor. Tekrar aynı bacağımın üzerine düşecem diye korkuyorum.

Ercan: Bende gelirken kaldırımda, dükkanların önünden geldim. Dükkan kapılarının önündeki paspaslara basınca kaymadığım için rahatlıyorum.

Ahmet: Ne kadar dikkat edersen et, adımını ne kadar sağlam atarsan at yer kaygan olunca ayağım kayıyor.

Ercan: Bastığın zemin sağlam olmalı değil mi? Hak dine, Allah’ın dinine tabi olmakta sağlam bir zemine basmak gibidir. Müminin kendine güveni, gözünün pek, yüreğinin dolu olması bundandır. Batıl dine mensup insanların tedirginliği, ürkekliği, geri adım atışı yürüdüğü yolun kaygan olmasındandır. Bundan dolayı batıl dinlere dosdoğru yol denmez.

Ahmet: Bu gün radyoya gelirken düştükten sonra tedirgin yürüyüşümü görmeliydin Ercan. Her yer kayıyor, ayağımla daha az kayan yer arıyorum.

Ercan: Yürüdüğün yoldan emin olmadığın için başını da dik tutamıyordun değil mi.

Ahmet: Ne gezer…. Kollarımla küçük kaymalarda dengede kalabilmek için adeta cambazlık yapıyordum.

Ercan: işte gayr-i Müslimlerin bütün yaşantıları böyledir Ahmet.  Onlar her an düşebilirler. Her an burunlarının yere sürtünmesi riski üzerine yaşarlar. Hem yolları sarp ve kaygandır. Hem de yolun sonu kötü bir yere çıkar.

Ahmet: Biliyorum biliyorum; sarp ve kaygan yol derken yalanın , her tür çirkinliğin, hırsızlığın, haksızlığın olduğu, islam'ın olmadığı düzenlerden söz ediyorsun. Zorlu yolun sonunda varılacak yer ise cehennem olsa gerek.

Ercan: iyi bildin Ahmet.

Ahmet: Ercan, ben kısacık yolumun kaygan olmasından bu kadar tedirgin oluyorum. Gayr-i Müslimler böylesine sıkıntılı bir hayata nasıl dayanıyorlar.

Ercan: Dayandıklarını da kim söylüyor? Müslüman olarak yaşamayan insanların hayatı; bunalım, stresle doludur. Cinnet geçirmeler, isyan etmeler, intiharlar, yine onların hayatlarının bir parçasıdır.

Ahmet: İnsan düşünen akıllı bir varlıktır. Aklıyla çirkin yaşamdan sıyrılıp temiz olan bir yaşam şeklini bulamıyor mu?

Ercan: İnsanlar yalnız akıllarıyla kendileri için en iyi olan yaşama şeklini bulamazlar. Akıl böyle bir kapasiteye sahip olsa vahye gerek kalmazdı. O zaman ne Allah’ın kitabı nede örnek insan peygamberler olurdu.

Ahmet: Sanırım anlıyorum Ercan. Akıl güzel yaşamak için kullanacağımız bir ilaç; Kuran’ı Kerim ise ilacımızı nasıl kullanacağımızı anlatan  kullanma kılavuzu gibidir değil mi?

Ercan: öyle gibi… Kuran’ı Kerimi rehber edinmeyenler sürekli ilacın kullanımını denerler, dozunu ayarlamaya çalışırlar. Tabi yüksek doz ölümlerine sebep olduğu gibi, düşük dozdaki ilaçtan hiç faydalanamazlar.

Ahmet: Doğrusu bunu pek anlamadım.

Ercan: Görmüyor musun batıl dinlerin çokluğunu Ahmet. sosyalizim, marksizim, feminizim, hümanizim, materyalizim  vs. vs vs….Biri batar öteki çıkar.Genellikle yeni bir batıl dinin doğuşu bir öncekinin eksikliği sonucudur.  Belki bir öncekinin eksikliğini kısmen kapatmıştır ama hiçbir batıl din tam kapsamlı olamamıştır. Hepsi düşülmeye müsait kaygan zemin gibidir.

Ahmet: İnsanlar, yaratıcıları Allah’ın dinini arkalarına atıp yine Allah’ın yarattığı bir insanın ön gördüğü dini nasıl benimser, doğrusu anlayamam. İnsanlar bu aşağılık durumdan nasıl kurtulur bilemem.

Ercan: Elbette Allah’ın dinine sıkı sıkı sarılarak… Muhammed suresi 7.ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler eğer siz Allah’ın davasına yardım ederseniz, Allah’da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.”

Ahmet: Bu mükemmel. Allah’ın dinine sıkı sıkı sarılınca şeytan ve şeytan yanlılarının ayağımızı cennetten ve de dünyada cenneti yaşamaktan kaydırmalarına karşı alınacak mükemmel bir tedbir.

Ercan: Elbette mükemmel Ahmet. Ayağımızın kaymaması için bu bize Allah’ın vaadi. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.

Ahmet: Varsın karlı havalarda ayağım kaysın. Varsın düşeyim. Hiç önemli değil. Bu gün radyoya gelirken ayağım kaydı düştüm ama dünya hayatında ayağım kaymadan dosdoğru nasıl yürüyeceğimi öğrendim. İzin verirsen Ercan radyomuzun mikrofonundan tüm şeytan ve şeytan yanlılarına seslenmek istiyorum. Ey şeytan belki geçici bir süre için Hz. Adem (a.s)’ın ayağını cennetten kaydırdın ama şunu unutma artık müminlerin ayağını cennete giden yoldan kaydıramazsın…çünkü bizim Kuran’ımız var ve Kuran’a harfiyen uyan adeta yaşayan kuran olan örnek peygamberlerimiz var… zaten senin etkin gayr-i Müslimler üzerinedir.

Ercan: Bu konuda rabbimizin bize öğrettiği Al-i imran suresi 147. ayeti kerimede ki duayı da unutmayalım Ahmet…: “Rabbimiz. Günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla… Müslüman olarak yaşamak için cehd ederken ayaklarımızı sabit kıl. Ve kafirlere karşı bizlere zafer ver.”

Ahmet: Müslüman olarak yaşamak için cend ederken ayaklarımızı sabit kıl. Ve kafirlere karşı bizlere zafer ver. Amin.

Ercan: Amin