Ercan: Bu gün seni durgun gördüm Ahmet. Hasta mısın yoksa bir sorunun mu var?
Ahmet: hıı… farkında değilim yok bir şey. Önemli değil.
Ercan: var bir sorunun Ahmet. Özel değilse benimle paylaşabilirsin.
Ahmet: şeyy.. Perşembe günü sosyal bilgilerden sınavımız vardı. Sınıf arkadaşım Özcan kopya çekti ve suçüstü yakalandı. Yakalanınca “ öğretmenim Ahmet de kopya çekti” dedi. Öğretmende pazartesi günü ikimizi de tekrar yazılı yapacağını söyledi.
Ercan: Ahmet gerçekten Özcan'ın dediği gibi kopya çektin mi?
Ahmet: hayır hayır Ercan abi. Kopya felan çekmedim. Beni üzende bu zaten. Sınıf arkadaşım tarafından iftiraya uğramak.
Ercan: dert etme, eminim her şey yoluna girecektir.
Ahmet: nasıl dert edinmem, sosyal bilgiler öğretmenimi çok seviyorum; onun gözünde kopya çeken bir öğrenci konumuna düşmek istemiyorum.
Ercan: seni anlıyorum iftiraya uğramak elbette zordur. Hele sevdiğin bir kişi buna inanırsa bu çok daha zordur.
Ahmet: ne yapacağım, nasıl davranacağımı bilemiyorum.
Ercan: doğru olanı yani kopya çekmediğini, iftiraya uğradığını mutlaka söylemelisin. Sesini duyurmak için elinden geleni yapmalısın. Bu konu ile ilgili cenap Şehabettin’in çok güzel bir sözü vardır: “ hakkını savun aksi halde hakkınla beraber şerefini de kaybedersin”
Ahmet: çok doğru, dün okula gittim ama sınıfta, koridorda gezerken şerefli bir şekilde gezemedim. Sınıfımızdaki Aylin ismindeki bir kızda sürekli; “kopyacı Ahmet kopyacı Ahmet” diye bağırıyordu.
Ercan: Hz. Yusuf (a.s)’da iftiraya uğramıştı. İftira atanlar aslında onun suçsuz olduğunu biliyorlardı. Ancak kendi kursularını örtmek için ona iftira attılar. Hz. Yusuf (a.s) yıllarca zindanda kaldı.
Ahmet: o bir peygamberdi, o Allah Tealanın sevdiği bir kuldu. O iftiraya uğrayınca nasıl davrandı Ercan? Bende öyle davranayım.
Ercan: kendini temize çıkaracak gücü yoktu. Hz. Yusuf (a.s)’a iftira atanda , zindana atanda devletin yönetici konumundaki kişileriydi. Çaresiz zindana girdi ve zindandaki insanlara Allah’ın dinini anlattı. Bir gün zindan bekcisi Hz. Yusuf (a.s)’a zindandan çıkarmak için geldiğinde ona; “git efendine sor bakalım ben neden zindana girdim” dedi. Zindandan kurtulmanın heves ve heyecanına kapılmadan zindanda suçunun cezasını çekmiş, sabıkalı olarak çıkmayı kabul etmedi. Aslında şerefli fakat iftiraya uğramış bir kişi olarak zindandan çıkmak istedi.
Ahmet: gücüm nispetinde doğru olanın açığa çıkması için çaba sarf edeceğim. Önce öğretmenime kopya çekmediğimi, bunun doğru olmadığını anlatmalıyım. Sonra Özcan ile konuşacağım, bana bu yaptığının iftira olduğunu ve de iftiranın büyük bir suç olduğunu söyleyeceğim. Daha da güçüm yetmezse annemden yardım isteyeceğim.
Ercan: nisa suresi 112. ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyuruyor: “ kim bir hata yada günah işlerde sonra bunu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.”
Ahmet: anlamıyorum bir türlü. İnsan nasıl olurda birisine yapmadığı bir işi yaptı diye söyler. Benim Özcan’a hiçbir zararım dokunmamıştı. Hatta bir çok kez iyilikte bulunmuştum. Ercan: İnsanın insana iftira atması da bir şey mi?.. insan kendisini yaratan, her türlü nimetle donatan rabbine iftira atıyor.
Ahmet: Allah’a iftira atmak mı??? ….. inan tüylerim diken diken oldu. Bu asla olmayacak bir şey. Allah’a nasıl iftira atılır?
Ercan: sende biliyorsun ki insanlar Allah ile konuşamazlar ancak Kuran’ı Kerim Allah’ın kitabı olduğuna göre, kuran ayetlerinin her biri Allah Tealanın konuşmasıdır. Bizim Allah’ın sözlerini duyma şansımız yalnızca Allah’ın kitabını okumakla mümkündür.
Ahmet: bunu biliyorum.
Ercan: Kuran’ı Kerimde olmayan bir sözü Allah’a aitmiş gibi söylememiz Allah’a iftiradır.
Ahmet: hııım Allah’a iftira atan cahil insanlar elbette insanlara da iftira atabilir. Peki Allah’a yapılan iftiraları nasıl anlayabiliriz?
Ercan: sürekli Kuranla iç içe olmalıyız. Kuran’ı iyi okumalıyız ki kuran ayetlerinin dışında Allah’a isnat edilen sözlere inanmayalım.
Ahmet: bunun çözümü kolaymış. Her gün Kuran’ı Kerim okuyacağım ki; Allah’a yapılan iftiraları fark edip, karşı koyabileyim. Peki insana yapılan iftirayı gerçek mi, değil mi bunu nasıl anlarım?
Ercan: Haberi getiren mümin değilse, rahatlıkla günah işliyorsa onun haberine itibar etmemeli, araştırmalıyız.
Ahmet: anlıyorum. Peki iftira atana nasıl davranmalıyız?
Ercan: peygamberimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “zalime de mazlumunda yardım edin. Mazlumu zulümden kurtararak zalimin zulmüne engel olarak…”
Ahmet: bilmeni isterim ki Özcan’a iyilikte bulunacağım. Onun ne bana nede başkasına iftira atmasına asla izin vermeyeceğim. Benim derdimi dinleyip derdimle dertlendiğin için sana çok teşekkür ederim. Bana yol gösterdin Allah senden razı olsun.
Ercan: seninle sohbet etmek her zaman benim için zevk olmuştur. Allah senden de razı olsun.