Ahmet: Son zamanlarda çevremde ki insanlara öyle bozuluyorum ki Ercan. Namaz kıldığım için nerdeyse beni aforoz edecekler.
Ercan: Neler oluyor Ahmet, sıkıtın nedir?
Ahmet: Hani ben beş vakit namazımı muntazam, vaktinde, dosdoğru kılmaya çalışıyorum ya… bunu gören insanlar beni melek mi sanıyorlar nedir bilmem. Bende hiçbir hata görmek istemiyorlar. Hatta Müslüman’ım demeyen insanlarda normal gördükleri davranışlar, durumları bende yadırgıyorlar.
Ercan: Bu durum seni çok mu sıkıyor?
Ahmet: Fen dersinden 4 aldım. Öğretmenim yazılıları okurken: “ Ahmet 4 sana yakışmıyor oldukça zeki bir çocuksun ancak dikkatini bölüyorsun. Bu yaşta namaz kılmak senin neyine, şimdi derslerine sıkı sıkı sarıl iyi bir fakülteyi kazan oku; ileriki yaşlarda namazını da kılarsın, orucunu da tutarsın.
Ercan: amaann. Sakın Ahmet. “Dünyaya ders çalışmaya mı geldin? Hayır! Ders çalış ama Allah’ı ve Allah’ın dinini unutma.. Dünyaya üniversite sınavına girmeye geldiğini de zannetme yaratılış gayeni bil.” Şu kesinlikle kulağına küpe olmalı. “insan ne için yaşıyorsa onun büyüklüğü ve önemi kadar yükselir.”
Ahmet: Elbette….. zaten ben, benim için hayırlı olduğundan emin olduğum tek şey Müslüman olarak yaşamamdır. Allah’a şükürler olsun bunun bilincindeyim. Ben Allah’a kul olmak için yaşıyorum amacım onun rızasını kazanmaktır. Bütün isteklerim bu ana gayeme hizmet eder. Yani benim için esas amacıma ulaşmak için birer araçtır. Hayatta güçlü konumda olmayı, elbette güçsüz konumda olmaya tercih ederim. Zekat alan olmaktansa veren olmayı, sağlıksız olup bakıma muhtaç olmaktansa, sağlıklı olup zayıf kişilere destek olmayı, mevki sahibi insanların yanında çalışmaktansa, ben mevki sahibi olup elimin altında ki insanlara kol kanat gerip adaletle hükmederek iyi örnek olmayı tercih ederim.
Ercan: Çok güzel düşünüyorsun Ahmet. Müslüman güçlü olmayı ister. Müslüman deprem merkezi gibidir. Nasıl ki deprem merkezi depremden en fazla etkilenir, merkezden uzaklık oranında etki azalır, kişinin Müslüman olarak yaşamasından en fazla kendisi etkilenir, en büyük yararı kendisi görür. Müslüman’ın çevresinde ki insanlar yakınlık derecesine göre ondan faydalanırlar. Peygamberimiz: “ Müslüman elinden, dilinden emin olunandır.” Demiştir. Ne güzel şeydir insanın yakın çevresinin Müslüman olması, ondan emin olmamız.
Ahmet: Ne güzel şey Müslüman olmak, herkesin senden emin olması, gözlerine bakarken güvenle bakması.
Ercan: Daha çok insana faydalı olmak, dolayısıyla daha çok sevap kazanmak için Müslüman güçlü olmak ister. Zira müminler hayırlarda yarışanlardır. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki; “en büyük güç Müslüman olmaktır.” Çünkü Müslüman’ın yaşama şekli hakka dayanır. O Allah’ın koruması altında dır. Sağlam ipe tutunmuş, sırtını sağlama dayamıştır. Bu konuda Hz. Muhammed şöyle demiştir: “İnsanların en kuvvetlisi olmayı arzu eden Allah’a dayansın.”
Ahmet: Hıı Sana sıkıntılarımı anlatıyordum. Bizim okulda bir çocuk var benimle alay ediyor. Okulda namaz kılarken gurubuyla gelip dalga geçiyorlar. Namazımı selamladıktan sonra bana sataşıyorlar. Geçenlerde bodrumda merdiven altında altı yedi arkadaş namaz kıldık, benim acelem vardı hemen onlardan ayrıldım; 8 kişilerdi hepsi birden üstüme geldiler Allah’dan arkadaşlarım sese geldiler. Onları görünce bana sataşanlar ayrıldılar da sorun büyümedi. Tabi bu arada birkaç yumruk yedim, bende attığım yumruklarla birinin gözünü morartmışım. Böyle kötü bir olay yaşamak istemezdim. Bu olumsuz olayın oluşmasına kesinlikle ben neden olmadım. Onlar bana saldırmadan ben onlara kaba kuvvetle karşılık vermedim. Gel gelelim öğretmenlerim, öğrenciler; “ güya namaz kılıyor onlara yaptıysa sokak çocuğu, ya ahmet'e noluyor” gibi sözler ediyorlar. Bu insanların mümin deyince akıllarına ne geliyor? Namaz kılan kişi kendini savunma hakkını kaybetmiş, eline vur ekmeğini al cinsinden bitkisel varlıklar diye mi düşünüyorlar?
Ercan: Oysa mümin kendisine haksızlık yapılmasına izin vermediği gibi; çevresinde şahit olduğu haksızlıklara da izin vermez. Kuran’ı Kerimde, ölüm meleğinin, müminlerin canını alırken: “ sabrınızdan dolayı müjde, size cennet var” dediğini öğreniyoruz. Bu ayeti kerimeden cennetlik insanların en bariz vasfının “ sabır” olduğunu anlıyoruz. Sabır direnmektir. Sabır mümin’in inancından taviz vermemesidir. Sabır batılı protesto edip, hakkı yaşamaktır. Sana tavsiyem Ahmet; insanlar senin namazını dillerine dolasalar, başa kaksalar da namazını kılmaya devam et. Şairin dediği gibi:
“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah;
Yardımcısıdır doğruların Hz. Allah.”
Ahmet: Dün gece Amcamlara gittik. Amcamın on yaşında bir kızı var. Gittiğimizde salonda yoktu, baktım odasının ışığı yanıyor; “ Meryem ben geldim hadi çık odan dan” dedim. Ders çalışıyordu, bitirmeden çıkmayacağını söyledi. Bende onu yerinden kaldırmak için canının fazla yanmayacağı şekilde saçını çektim, kulağının arkasından gözlüğünü kımıldattım. Cazgır cazgır bağırmaya başladı: “ amca, babaaa Ahmet abim bana karışıyor” diye. Babamda yanımıza gelip bana kızgınca: “ sözüm ona namaz kılıyorsun, utanmıyor musun kardeşini rahatsız etmeye” dedi.
Ercan: Seni çok iyi anlıyorum Ahmet. Çocuk yaşında namazın bilincine vardın ve vaktinde dos doğru kılıyorsun. Senin bu üstün başarını görenler senden olağan üstü insan olmanı beklemeye başlıyorlar.
Ahmet: bana laf gelmesine içerlenmiyorum, ancak namazıma ve Müslümanlığa benim yüzümden laf gelmesine dayanamıyorum.
Ercan: Tedirginliğini anlıyorum Ahmet, aynı tedirginliği bende yaşıyorum. Ve rabbime şöyle dua ediyorum: “ Rabbim sana iman ettim, sana dayandım; zulme sapan bir kavim için beni fitne konusu kılma”
Ahmet: doğrusu hiçbir şey anlamadım, fitne konusu olmakta ne demek?
Ercan: Bak beni iyi dinle Ahmet, kişi “ ben Müslümanlardanım deyip Müslüman olarak yaşayınca” bu statüye girmeyen insanları karşısına almış olur. Bunlardan bir kısmı Allah’ın dinine düşman olanlardır. İsterler ki müminler dosdoğru yolundan dönsün. Bir kısmı iman eder ancak inancı doğrultusunda yaşayacak güce sahip değildir. Bulunduğu ortamda Müslüman yaşanmayacağı görüşünü öne sürerek kendini temizlemek ister. Üçüncü gurup insanlar ise; onlar sonucu beklerler. Çevrelerinde bir kısım insanlar mümindir diğer bir kısmı değildir. Ve üçüncü gurup insanlara göre haklı olan taraf başarılı olandır. Eğer müminlerin gittikleri yol doğruysa, inandıkları Allah yardım edecek ve başaracaklardır. Başarısızlıkları haksızlıklarının delilidir. Ve onlar sonuca göre başarılı olandan yana olacaktır. Müslüman ın başarısızlığı bir çok insanın İslam dinini yanlış anlamasına sebep olacaktır. İnsanların İslam’a girmesine vesile olmayı arzulayan mümin, o zaman islam dan uzaklaşmasına vesile olacaktır. “Zulme sapanlar için beni fitne konusu kılma” diye dua etmek gayr- ı Müslimlerin islam dan uzaklaşmasına vesile olmamak için yapılan duadır. Ve bu duayı yunus suresi 85. ayeti kerimede mümtehine suresi 5. ayeti kerimede yüce Allah bize öğretiyor.
Ahmet: sanırım anlıyorum Ercan. Müminlerin ne tür hataları zulme sapanlar için fitne sebebi olabilir?
Ercan: insani zaaflarından doğan hataları olabilir. Ki her insan hata yapabilir. Daha önce seninde dediğin gibi; “namazsızlara normal görecekleri davranışları bende görmeye dayanamıyorlar...”
Ahmet: evet bu çok doğru.
Ercan: ayrıca dinimizden taviz vermek zorunda kaldığımızda da zulme sapanlar için bir fitne sebebi olabiliriz. Bundan dolayı zor imtihanlara maruz kalmamak, çevremize kötü örnek olmamak için rabbimize, “zulme sapanlar için bizi fitne sebebi kılma” diye dua edip Allah’dan yardım istemeliyiz.
Ahmet: bu duayı hiç unutmayacam. Her zaman, “ rabbim yalnız sana iman ettim, yalnız sana kulluk ederim. Beni zulme sapan insanlar için fitne konusu kılma, kafirler topluluğundan beni rahmetinle kurtar. Diye dua edeceğim.
Ercan: yüce Allah’ın bize öğrettiği gibi hatalarımızdan dolayı tövbe eder; öğrettiği gibi dua eder; sözün özü yüce Allah’ın öğrettiği gibi yaşarsak başarı bizim için kaçınılmazdır.
Ahmet: sorunlarımın çözümünü öğrettiğin için sana çok teşekkür ederim Ercan. Sen bana yardım ettin rabbimde sana yardım etsin.
Ercan: rabbim bütün iman edenlere yardım etsin.