Ercan: Parmağına ne oldu Ahmet? Ciddi bir şey yok ya…

Ahmet: Yok bir şey. Kemikte çatlama olmuşta onun için alçıya aldılar.

Ercan: Hıım çok üzüldüm, Allah şifa versin. Nasıl oldu düştün mü?

Ahmet: H ıhı

Ercan: Kötü görünüyorsun Ahmet, kendini iyi hissetmiyorsan programa gelmeyebilirdin.

Ahmet: Beni rahatsız eden parmağım değil Ercan. İnan canım yanmıyor.

Ercan: Sorun ne öyleyse?

Ahmet: Hani daha önce sana sözünü ettiğim sınıf arkadaşım Vural var ya. İşte o teneffüste çerme taktı.

Ercan: Hıııı şu hareketleri taşkın çocuk. Daha öncede seni rahatsız ediyordu.

Ahmet: evet evet O, canımı sıkan çerme takması…. Parmağımın yaralanmasından çok davranışları.

Ercan: Nasıl yani?

Ahmet: Düştüğümde parmağım şişip morarınca, bana külhanbeyi edasıyla; “eğer öğretmene veya babana söylersen daha beter yaparım seni.” Dedi.

Ercan: Vay be eşkıya diye buna derler. Sen ne yaptın peki?

Ahmet: Olay Cuma günü son teneffüste oldu. Yani  hiçbir şey yapmadım annem her zaman arkadaşlarıma iyi davranmamı, hoş görülü olmamı söyler. Dolabımın kapısına da Mü’minûn suresi 96. ayetini yazan bir kağıt asmış.

Ercan: O ayet nasıl Ahmet?

Ahmet: “Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla def et”.

Ercan: Hıııı Allah’u Teala bu ayetle müminlere ne güzel ışık tutuyor.

Ahmet: Haklısın, fakat Vural’ın bu kötü davranışını defedecek güzel davranış ne olabilir?

Ercan: Bak bu sorunun cevabı üç şıklı, birincisi: ona bir iyilikte bulunarak karşılık verebilirsin. İkincisi: hiçbir karşılık vermez, yani beklemede durursun. Üçüncüsü: Vural’ın sana yaptığını aynen iade edebilirsin.

Ahmet: Hani sana anlatmıştım ya Ercan. Kar yağdığı zaman teneffüste arkadaşlarla kar topu oynuyorduk. Aramızda Vural da vardı. Kar topunun içine yumruk kadar büyük bir taş koyup ban atmıştı. Sırtıma geldiği halde canım çok yanmıştı.

Ercan: Ya bir de, başına-gözüne gelseydi….. o zaman çok daha kötü şeyler olurdu.

Ahmet:  Bu olayın üzerine Vural’a bir çok kez iyilikte bulundum.

Ercan: Hatırladım; bir kez öğretmeniniz temizlik parası topluyormuş, herkes verdiği halde Vural vermemiş. Öğretmen yarında unutursan dayak yiyeceksin dediği halde bir gün sonrada unutmuş.

Ahmet: Evet nasıl korkmuştu! Yanımda ki simit param yetmeyince arkadaşlara söylemiştim.. Vural’ın ihtiyacı olan parayı bulup vermiştim.

Ercan: Vural’a iyilik yapman bile başına bela olmuştu Ahmet.

Ahmet: Haklısın, arkadaşlardan aldığı borcu ödettirene kadar ne çektim.

Ercan: Aman Allah’ım ne insanlar var. Belli ki iyilikten anlamıyor bu çocuk. Birinci şıkı geçelim, ikinci şıkkı zaten uygulamaya başlamışsın. Yani Cuma günü hiçbir mukabelede bulunmamış, muhatap olmamışsın. Bakalım pazartesi nasıl davranacak. Artık sana zarar vermemesi için tetikte ol Ahmet. Pazartesi okul çıkışı senin okuluna gelecem.

Ahmet: Ne yapmayı düşünüyorsun Ercan? Biliyorsun Vural bizlerden büyük. Dahası iri cüsseli ve güçlü bir bedene sahip.

Ercan: Önce durumu öğretmenlere intikal ettirmeliyiz.

Ahmet: Yooo olmaz, deli-dolu bir insan sana da bir zarar vermesini istemem.

Ercan: Birlikten kuvvet doğar. Korkma bana bir zarar gelmez. Bilakis fayda gelir.

Ahmet: Nasıl yani?

Ercan: Şura suresi 39. ayeti hatırlasana: “(Müminler) kendilerine bir saldırı olduğu vakit, birbirleriyle yardımlaşır öçlerini alırlar.” Yani sana olan saldırıda sana destek olursam, müminlerin statüsüne girmiş olurum. Müminlerden olmanın da ne büyük faydası var, sende en az benim kadar iyi bilirsin. Hem arkadaş olmak, birbirine arka çıkmak demek. Birbirimize arka çıkmayınca bizim arkadaşlığımız nerden belli olacak.

Ahmet: Haklısın, arkadaş birbirine arka çıkan demek. Müminler ise tek bir vücut gibidir.

Ercan: Hıııı daha sonrada öğretmenlerle beraber Vural la görüşmeliyiz.ayağa çerme takıp düşürmeler, öğretmene söylersen daha fena yaparım demeler, ne anlama geliyorsa bir açıklama yapmalı.

Ahmet: Sanırım olay bu safhaya geldikten sonra Vural zarar veren taşkın davranışlarını tek edecektir. Terk etmezse de çaresiz kendide zarar görecektir.

Ercan: İnanıyorum ki bizim bu davranışımız Vural’ın sana yaptığını bir başkasına daha yapmasını da önleyecek. Kötü ruhlu insanların kötülüklerini durdurmalıyız ki mukavemetleri kırılsın.

Ahmet: Vurup almaktan vazgeçsinler. Almanın yolu vurmaktan değil çalışmaktan geçer.

Ercan: Haklısın Ahmet çocuğun ismi bile psikolojik bir bozukluğu yansıtıyor.

Ahmet: Allah senden razı olsun Ercan beni çok rahatlattın.

Ercan: Allah senden ve bütün Müslümanlardan razı olsun.