Ahmet: Ercan, bu gün program çıkışı bizim evin orda ki açık alanda top oynayalım mı?

Ercan: Olabilir. Ancak anneme haber vermeliyim, kabul ederse oynarız.

Ahmet: Biliyor musun Ercan, kocaman adam olduk, hala bizim hayatımız hakkında son kararı annemizin , babamızın vermesine fena bozuluyorum.

Ercan: Niye ki? Sen bu gün annenlere haber  vermeden mi top oynayacaksın?

Ahmet: Yok canım söyledim.

Ercan: Peki annen izin verdimi?

Ahmet: Evet evet bir saat oynayabilirsin dedi ama aldırma bir buçuk- iki saat oynayabiliriz. Hem koca adam oldum annemle babamda buna alışsa iyi olacak.

Ercan: Neye, niye alışacaklar ki?

Ahmet: Yaa Ercan, sanki ben kendimi koruyamazmışım, idare edemezmişim gibi annemlerin beni koruyup idare etmelerine fena bozuluyorum. Artık karşılarındakilerin bir çocuk olmadığına alışmaları gerek.

Ercan: Anlamadım Ahmet. Senin baban her zaman ki geliş saatinden daha geç eve geleceği zaman, annene haber vermiyor mu?

Ahmet:  Aaa evet bu akşam gecikeceğim diye haber veriyor. Gün boyu babam evde olmaz ama ben hiç sıkılmam, fakat akşam olup da gelmeyince çok sıkılırım. Akşamları evimizi babamsız düşünmek bile istemem.

Ercan: Ahmet senin baban çocuk mu ki akşam eve gecikeceği zaman haber veriyor?

Ahmet: Şeyy Ercan babam haber veriyor. O benim gibi izin almak zorunda değil ki.

Ercan: Bak Ahmet aynı evde yaşayan insanların, birbirlerinin nerede olduğundan haberi olmalı. aslında bu; senin anladığın anlamda emir alma değildir. Ne yapmayı düşündüğünü söyleyip, karşı taraftan aynı zaman diliminde  bir şeyler yapmayı düşünüp düşünmediğini öğrenip ortak karar vermedir.

Ahmet: Yani babamın durumu benim gibimidir Ercan? O istediğini yapıyor, oysa ben çocuk muamelesi görüyorum.

Ercan: Mesela diyelim baban eve geç geleceğini haber verdi; annende: “bu gün eve erken gelsen iyi olur, Ahmet’in ateşi yüksek, ateşi düşmez daha da hastalanırsa doktora gitmemiz gerekebilir” desin; inanıyorum ki baban eve gelmeyi tercih edecektir.

Ahmet: Sanırım anlıyorum. Sen demek istiyorsun ki; aile fertleri ne yapmak istediğini birbirine haber verir, diğerinin daha önemli bir işi yoksa onu yapar.

Ercan: Aynen öyle. Ve böyle davranmamızı yüce Allah istiyor: müminler birbirlerini ilgilendiren konularda bir araya gelir, ortak karar alırlar diyor.

Ahmet: Yüce Allah böyle davranmamızı istiyorsa şüphesiz bu bizim hayrımızadır.

Ercan: Aynı çatı altında herkes kendi kafasına göre davranırsa; inanıyorum ki ne dirlik kalır nede düzen. Programın bitiminde radyodan annemi ararım. Şayet annemle babamın başka bir planı yoksa, yada farklı bir gerekçe yoksa, eminim arkadaşlarımla oynayıp güzel vakit geçirmemi annemle babamda arzular.

Ahmet: Hı hı çok haklısın Ercan. Aslında benim annemle babamda; hep kardeşimle benim rahatımız, mutluluğumuz için çaba gösteriyorlar. Bu gün program çıkışı seninle top oynamak istediğimi anneme söylediğimde: “bir saat oynayabilirsin, babaannen biraz rahatsızlanmış, ona sevdiği çorbadan pişirip götüreceğim. Fazla gecikme ben yokken kardeşinin yanında sen oturacaksın” dedi.

Ercan: Bak sennn  birde demiştin ki ; annem bir saat oynamamıza izin verdi ama bir buçuk iki saat oynayabiliriz.

Ahmet: Programımız saat 12:30 da bitiyor. Akşama kadar bir dünya vakit var. Annem nasıl olsa bir ara babaanneme gider.

Ercan: Bak bu hiç olmadı Ahmet. Biz müminler ailemizi etkileyecek kararlarımızı; ailemize açar ortak karar alırız. Ve alınan karar söz vermedir. Biz müminlere sözünde durmak yaraşır. Ola ki babaannenin çorbasını içmesi senin eve gitmenle ilgili.

Ahmet: Hiç bunu düşünmemiştim. Babaannem öyle iyi bir insandır ki Ercan, ona hiç kıyamam. O her şeyin en iyisine layıktır… hani bizim sınıfta Özkan var ya Ercan.

Ercan: Ha hatırladım şu iri cüsseli çocuk.

Ahmet: Evet Cuma günü okul çıkışında birkaç arkadaş top oynamaya gittiler. Bana sende gel deyince “olmaz annemin haberi yok, sonra merak eder” dedim. Özkan bana “muhallebi çocuğu, koş ananın yanına” dedi. Herkes gülünce “ daha azından süt kokuyor, anasının kuzusu evine git” dedi. Sonrada onlara dönüp: “erkek adam kimseden izin almaz kendi kararlarını kendi verir.” Dedi.

Ercan: Bizler Allah’a itaat ve ibadetlerimizde kimseden izin almayız, engel olanlara karşı direniriz. Özkan ne kadar yanlış konuşmuş. Babam fakültede okurken iki arkadaş ev tutmuş beraber kalıyorlarmış. Eve geciken mutlaka arar haber verirmiş. Eğer böyle yapmasalardı başlarına bir bela geldiğinden dolayı eve gitmeyince diğeri hiç telaşlanmaz, gözetim kollamazdı.

Ahmet: Çok haklısın Ercan. Allah’a şükür haber bırakacak, bizi gözetip kollayacak bir ailemiz var.

Ercan: Allah’a şükür. Bu gün top oynamamız için annemi arayacağım. Şayet farklı planı var ve beni bekliyorsa, seni reddetmek beni üzer. Çünkü top oynamayı çok istiyorsun.

Ahmet: Top oynamayı çok istiyorum ama babaannemin biraz rahatsızmış ya annemin biran önce ona gitmesini daha çok istiyorum. Bu nedenle fazla üzülmem.

Ercan: Bunu duyduğuma sevindim.

Ahmet: Bende bu konuyu seninle konuştuğuma sevindim. Özkan kafamı allak bullak etmişti. Sana çok teşekkür ederim.

Ercan: Ben teşekkür ederim.