Ahmet: Ercan dün akşam Harun Yahya’nın hazırladığı “Canlılarda fedakarlık” adlı CD yi izledim.

Ercan: Hııı biliyorum O CD yi bende izlemiştim.

Ahmet: Çok beğendim. Benim için oldukça ilginçti.

Ercan: Ve çok etkileyici.

Ahmet: Yavru kuşlar yuvada, anne kuşta onları tehlikelere karşı bekliyor. Baba kuş yiyecek getirip, yavrularının ağzına getirdiği yiyeceği koyuyor ve nöbeti anne kuştan devralıyor. Az bir şeyde eşine yani anne kuşa yiyecek veriyor. Anne kuş karnını azda olsa doyurup yavrularına yiyecek bulmak için yuvadan ayrılınca baba kuş yavrularını bekliyor.

Ercan: Ne mükemmel bir dayanışma. Diğer hayvanlarda da aynı fedakarlık ve dayanışma örneklerini görmemiz mümkün. Allah’ın verdiği ilhamla yavrularını korudukları gibi yaşlılarını da koruyorlarmış. Küçükleri koruyup kollamak, büyükleri görüp gözetmek, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşamak müminlerin amaçladığı yaşamdır.

Ahmet: Bizler öyle güzel yaşamak için gayret ederken büyük bir itinayla onlar yaşıyorlar. Sanki onların yaşantısı daha erdemli Ercan. Oysa onlar hayvan ve biz insanız. Nasıl oluyor bu anlamıyorum.

Ercan: Yüce Allah yeryüzü- gökyüzü ve ikisi arasında yarattığı her bir şeyi yalnız kendine boyun eğecek şekilde yaratmıştır. İnsan dışında bütün canlılar ve cansızlar Allah’ın kendilerine öğrettiği tarzda varlıklarını sürdürürler. Oysa insanın önünde iki yol var birincisi Allah’ın gösterdiği hak yol, diğerleri de insanların gösterdiği zanna dayalı batıl yollardır. İnsanlar Allah’ın gösterdiği hak yolu yani İslam dinini seçtiklerinde yaratılanların içinde en üstün varlık olacaklar. Şayet Müslüman olarak yaşamazlarsa yaratılanlar içinde en değersiz varlık olacaklar.

Ahmet: Şimdi anlıyorum Ercan, hem de çok iyi anlıyorum. Tarihte Hiroşima’ya atılan atom bombası, günümüzde Afganistan’a, Filistin’e atılan bombalar…. Kendilerine hiçbir zararı olmayan, yüzlerini dahi görmedikleri bir çok insanı vahşice öldürmek….  Hayır hayır bunu yapanlar insan olamazlar. Hayvan desek hayvanlar bu hakareti asla hak etmiyorlar. Yaratılanların içinde en değersiz varlık sözü bu kişiler için en yerinde söz olsa gerek.

Ercan: En vahşi hayvanlara rahmet okutturacak vahşeti insanlar da görüyoruz. Kardeşliğin, fedakarlığın, dayanışmanın, sevginin doruk noktasını yine insanda görüyoruz. Allah’a iman insanı en alçaklardan en yükseklere kaldırıyor.

Ahmet: Peki Müslüman olmayanlarda sevgi dostluk olmaz mı?

Ercan: Elbette olur. Ancak onların dostlukları en fazla dünyadadır. Müminlerin dostlukları ahirettede sonsuza dek devam eder. Dünyada ki dostlukları da şahsi çıkara değil de Allah’ın rızasını kazanmaya dayalı olduğundan daha kuvvetlidir. Müminlerin birbirleri arasında dayanışmaları imanlarının gereğidir.

Ahmet: Aaa evet bu konuda Hz. Muhammed’in bir hadisini biliyorum: “sizler mümin olmadıkça cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe mümin olamazsınız.

Ercan: Al-i İmran Suresi 103. ayeti kerimede de Yüce Allah şöyle buyuruyor. “hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düşmeyin…”

Ahmet: Hııı çok güzel, demek müminlerin birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını Allah Teala emrediyor.

Ercan: Elbette bu bizim sorumluluğumuz.

Ahmet: Peki Ercan ben nasıl bilirim kim Müslüman?

Ercan: Yüce Allah müminlerin birlik ve beraberlik içinde yaşamaları için gerekli sistemi kurmuş.

Ahmet: Nasıl yani?

Ercan: Müslüman yaşadığı semtte oturan diğer Müslümanlarla camilerde görüşür, tanışır.

Ahmet: Ya kişi evinde namaz kılmayı tercih ediyorsa?

Ercan: Cuma namazında camiye gelmek zorundadır.

Ahmet: Haa şimdi anlıyorum. Cemaatle namaz kılmanın yalnız namaz kılmaya oranla neden daha üstün olduğunu.

Ercan: Ne harika bir şeydir, bilir misin Ahmet. İnsanların sosyal konumları farklı farklıdır; ilim dereceleri farklı farklıdır. Maddi durumları farklı farklıdır. Fakat ezan okunduğunda hepsinin tek bir amacı vardır O da Allah’ın huzurunda namaz kılmak. Seni diğer insanlardan farklı yapan özelliğinden sıyrılıp, aynı sıfatı taşıdığın “ben Müslüman’ım” diyen insanlarla aynı safta, omuz omuza Allah’a secde etmek….  Ne büyük güzellik.

Ahmet: Bilirim o güzelliği Ercan. Yaşarım tada tada. Camiye gidip müminlerin arasında saf tuttuğumda dedelerin, amcaların bakışlarında bulurum huzuru. Onlar bana umutla bakar. Sen ki susuzluktan dilleri, damakları kuruduğu esnada  bir pınara rastlamışçasına umutla bakarlar bana.

Ercan: Aynı bakışları bende yaşarım dersem sürpriz olmaz sanırım. Ne muazzam birliktelik. Hiç tanımadığım, inancından başka hiçbir ortak yanının olmadığı, senden yarım asır önce dünyaya gelmiş bir insanla yan yana ve aynı amacı taşımak.

Ahmet: Eee peygamberlerimiz Hz. Muhammed, Hz. İsa, Hz.Musa, Hz. İbrahim hatta Hz. Adem bizlerden yüzyıllar önce yaşamış ama  bizim çabamız, gayretimiz; onlarınkinden asla farklı değil.

Ercan: Hz. Adem (a.s) dan beri bu bir bayrak yarışı gibi.

Ahmet: İslam bayrağı yarışı.

Ercan: İlk insandan son insana.

Ahmet: Hiç İslam dini hak olmasaydı bu kadar ayakta kalabilir miydi?

Ercan: Evet batıl dinleri görmüyor muyuz, yüzde çıkan sivilce gibi bir çıkıp diğeri batıyor.

Ahmet: Evet iğrenç