Ahmet: Ercan Perşembe günkü Türkiye-Çin maçı bir harikaydı değimli?

Ercan: Hıı evet, Türkiye’nin kazanması güzel bir sonuçtu.
Ahmet: Hele o son gol atıldığında sevinçten kalbin duracaktı Ercan. Nasıl nasıl mutluyum söyleyecek bir söz bulamıyorum. Ama babama kızıyorum Ercan.

Ercan: Babana niye kızıyorsun ki?

Ahmet: Maçı babamın dükkanında izledik.

Ercan: Sizin dükkanda televizyon yoktu ki.

Ahmet: Mutfakta ki küçük televizyonu bir günlüğüne dükkana götürdük. Maçın sonucunda: hadi baba binelim arabamıza gezelim caddeleri. Coşkuyla sevinen insanlara bizde katılalım. Ne güzel olacaktı Ercan. Sürekli kornaya basacak, slogan atacaktık. (öfkeli) şu babama öyle kızıyorum ki, öyle bir günde, olacak şey mi ya Ercan, dükkanda çakılıp kalmak…… dükkanı bırakacak kimse yokmuş, kapatıp çıkmak olmazmış……….. oysa o süre içinde tek müşteri bile gelmedi.

Ercan: Nasıl müşteri gelsin ki insanlar maça sevinmekten günlük işlerini yapacak halde değillerdi ki

Ahmet: Oo evet, bizim komşumuz Tülay teyze bebeğine sebze çorbası pişiriyormuş, çorba tenceresini çatır çatır yakmış. Televizyon terastaymış, kahvaltı yaparak maç izliyormuş. Dumana, yanık kokusuna komşular zili çalmış. Ateşte kalmaktan tencerenin tabanı düşmüş….. sonuçta maçı kazanınca Tülay teyze: “Tencerem mahvoldu ama, feda olsun maçı da kazandık ya” diye sevinmiş.:)))

Ercan: Televizyondan izlediğim, çevremde şahit olduğum kadarıyla, Türkiye sevinç ve coşku içindeydi.

Ahmet: Sevinilmeyecek bir şey mi Ercan?!! Türkiye ye bu mutluluğu yaşatan Hasan Şaş, Bülent Korkmaz, Ümit Davala’yı çok seviyorum. Onlar gurur duyulacak insanlar.

Ercan: Ahmet Ahmet biraz sakin ol . Kabına sığmayarak anlattığın maç, nihayet bir oyun. Düşün bir ya nihayet bir oyun. Hepsi bu kadar. Gurur duyduğun çok sevdiğin gol atan insanlar nihayet bir sporcu. Elde edilen başarı oyunda ki bir başarı. İnsanlar gerçeklere yüz çevirip nasıl oluyor da oyuna bu kadar kendilerini kaptırıyorlar. İnanamıyorum.

Ahmet: Yapma Ercan. Kendi ülkemin başarısına nasıl sevinmem.

Ercan: Bir oyunda ki galibiyet asla bir ülkenin başarısı olamaz. Türkiye ekonomik bağımsızlığını kazansaydı, sömürülen bir ülke olmaktan kendini kurtarsaydı; işte o zaman ülkemin başarısı diye bende coşar sevinirdim. Ülkemi gelişmiş ülkelerin boyundurluğun dan kurtaran öncüleri kahraman görür onlarla gurur duyardım.

Ahmet: Bülent Korkmaz Malatyalı bir milli oyuncu buda mı seni gururlandırmıyor?

Ercan: Sende ağzınla söyledin ya, Malatyalı milli oyuncu…….. Ahmet oyun benim 24 saatimi dolduramaz. Oyunu bırakıp, gerçek olana bakmalıyız.

Ahmet: Ama Ercan biliyorum ki sende halı sahada futbol oynuyorsun ve bundan çok hoşlanıyorsun.

Ercan: Ahmet elbette ki spor yapmak, zinde kalmak çok güzel. Spor insanlara sağlıklı bir vücut ve güzel arkadaşlıklar kazandırır. Bende futbol oynamayı, yüzmeyi çok seviyorum. Bunlar benim hayatımı güzelleştiren öğeler. Asıl olan ise Müslüman olarak yaşaman. Beni asıl coşturan kula kulluktan kurtulup yalnız Allah’a kul olmaktır.

Ahmet: Bu söylediklerinin hepsi iyi güzelde, bütün bir türkiyenin toplu olarak sevinmeside çok güzel.

Ercan: Elbette güzel, dahası toplumların ihtiyacı….. Kurban bayramı, Ramazan bayramı toplum olarak birlik ve beraberlik içinde sevinmek ve coşmak içindir.

Ahmet: Bayramları çok severim. Hele o büyüklerden harçlık alma faslı yok mu…….:) :P

Ercan: Doğrusunu istersen beni de en fazla çeken kısmı odur.

Ahmet: Evlerin ve kıyafetlerin tertemiz, pırıl prıl olması da ayrı bir güzellik.

Ercan: Aynı günde sevdiğin bir çok insanı görmek de bambaşka bir güzellik, dahası çocukların okulları tatil, babaların iş yerleri tatil, bütün aile beraber.

Ahmet: Peki bu sevinç coşku niyedir Ercan? İnsanlar neyin kutlamasını yapar?

Ercan: Ramazan ve kurban bayramı insanlara değil Müslümanlara özgüdür. Ben Müslüman’ım deyip yalnız Allah’a boyun eğip, bütün batıl ilahların karşısında duran, onların önünde boyun eğmemek için ceht eden kişinin, Allah velisidir.

Ahmet: Allah bir insanın velisi olunca ne olur?

Ercan: Düşün bir Ahmet çocuklar anne babasıyla beraber olunca kendilerini nasıl emniyette hissederler.

Ahmet: Evet bu doğru, çünkü anne ve baba çocuklarını her türlü felaketten elinden geldiğince korur.

Ercan: Yüce Allah da Müslümanları öyle korur. Dahası Allah’ın gücü anne babanın ki gibi değildir, kesintisiz ve tamdır.

Ahmet: Allah’ın koruması altından olmak…… bu ne büyük bir kurtuluş.

Ercan: Çok haklısın. Bir insan’ın velisi Allah olunca artık onun hayatında kaybetmek söz konusu değildir. Daima kazanacaktır. Bu Müslümanlara Allah’ın vâdidir. Bundan dolayıdır ki Müslüman olmaya karar vermiş bir insan kazanması mutlak olan zaferin kutlamasını yapar. İşte bu kutlama bayramdır.

Ahmet:  Hııı bunu daha önce duymamıştım. Her bayram kazanmamızın kaçınılmaz olmasının kutlamasını yapıyoruz ha…..

Ercan: Evet bu konu ile ilgili bir de hadisi şerif vardır: “mümin’in  işi şaşılacak boyuttadır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu meziyet yalnız müminlere mahsustur. Zira o sevinirse şükreder bu ise onun için hayırlıdır. Başına bela gelirse sabreder, buda onun için hayırlıdır.”

Ahmet: Ne güzel şey Müslüman olmak.

Ercan: İşte sevinilmeye, coşmaya değer mutluluk budur. Seninle gurur duyuyorum. Senin gibi Müslüman olduğu için sevinen, coşan bir arkadaşım olması bana gurur veriyor.

Ahmet: Dahası Malatyalıyım :P

Ercan: Dünyanın neresinde doğarsa doğsun Müslüman kardeşim beni gururlandırır. İster Malatyalı olsun, ister Bursalı….; ister beyaz ırk olsun ister siyah….

Ahmet: İnsan neye sevineceğini, neyden gurur duyacağını iyi bilmeli ki yanlışlığa sapmasın.

Ercan: Bunu için her gün mutlaka Kuran’ı Kerim okumalı, öğrendiklerimizi yaşamalıyız. Zira yüce Allah bize gerekli olan tüm bilgileri Kuran’ı Kerimde  öğretmiştir.