Ahmet: Bağımsızlık… Bağımsızlık güzel şey Ercan. İnsanın özgürce yaşaması, dilediğince davranması..
Ercan: Nerden aklına geldi Ahmet?
Ahmet: Tarih dersinde öğretmenimiz, Bağımsızlığın öneminden söz etti. Her Türk vatandaşı Bağımsızlığını korumak için, ülkesinin dağılmaması için elinden geleni yapması gerektiğini söyledi.
Ercan: Çok doğru Ahmet; ülkemizin helak olmaması için bizlerde elimizden geleni yapmalıyız.
Ahmet: Öğretmenimde elimizden geleni yapmalıyız dedi, sende aynısını söylüyorsun. Elbetteki ülkemin helake uğramasını istemem. Ben henüz 14 yaşındayım ne yapabilirim ki; bu iş büyüklere göre olsa gerek.
Ercan: Ne münasebet peygamberimiz: “ Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden mesuldür” demiştir. Yani Müslümanım diyen hiç kimse ben ne yapabilirim ki, benim gücüm yetmez demeden gücünün yettiğince, dilinin döndüğünce elinin altında kilerine karşı etken olmalı.
Ahmet: Söz konusu olan toplumların kurtuluşu olurken birkaç kişi bu kadar önemli midir?
Ercan: Hud suresi 117. ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyuruyor: “ Halkı ıslah eden kimseler iken, senin rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edici değildir.”
Ahmet: Anlıyorum Ercan Ülkeleri helak olmaktan kurtaran o ülkede yaşayanların ıslah edici olmasıdır… bir kişide olsam ne kadar önemli olduğumu anlıyorum. Ancak Ercan ıslah edicilerden olmak için neler yapmalıyız?
Ercan: her şeyden önce kendimizi ıslah etmeliyiz. Buda ancak Kuran’ı Hayatımıza geçirmek, Hz. Muhammed’i Örnek olmakla olur. Ancak o zaman tüm kötülüklere kapımızı kapatıp, iyiliklere kapımızı ardına kadar açmış oluruz. Bu konumda ki insan elbette ki yaşadığı güzellikleri çevresine de taşır. Onların çirkinliklerle haşir neşir olmalarına dayanamaz, engel olur. Her aklı selim insan Çamurda debelenerek oynayan çocukları tepedeki çimlik alana çıkarır.
Ahmet: Bu çok doğru… Elbetteki aklını kullanan her vicdan sahibi çevresinde ki pisliklere karşı durup, güzellikleri yayar.
Ercan: Yani hakkı yayar batıldan uzaklaştırır. Hak Allah’ın dini batıl ise Allah’ın dini dışında ki bütün dinlerdir.
Ahmet: Bir toplulukta insanların çoğunluğu batıl din üzerine yaşıyorsa; Ancak birkaç seçkin insan Allah’ın dini üzerine yaşıyorsa; “ Kurunun yanında yaşta yanar” misali onlarda yanabilir mi?
Ercan: Dinimizi toplum olarak yaşamamız elbette çok güzel ve kolaydır. Şahıs olarak İslam dini üzerine yaşamak zordur. Bunu içindir ki her mümin çevresinin de mümin olması için çaba sarf eder. Fakat biraz önce söylediğin “ kurunun yanında yaş da yanar” ata sözü Müslümanlar için geçerli değildir. Yüce Allah hiçbir mümin in emeğini zayi etmez.
Ahmet: Aklıma ne geldi biliyor musun Ercan… Hani insanlar birbirlerini “Allah emeğini boşuna vermesin” derler. Sanki Allah emekleri boşuna verebilirmiş gibi…
Ercan: Allah için yapılan her Salih amelin karşılığı, şüphesiz Allah katındadır. Allah için emek sarf etmeyenlerde Mutlaka batıl bir amaca hizmet ediyorlardır. Artık onların karşılığını da kim için, yada ne için yapıyorlarsa o versin…
Ahmet: Bazen TV de yada çevremizde şahit oluyoruz. Her halinden hiç de islami yaşantısı olmadığı anlaşılan kişiler fakiri doyurur güçsüze yardım ederler. Bu kişilere Allah katında bir mükafat yok mudur?
Ercan: Biz insanların yaptıkları işleri ne için yaptıklarını doğru olarak bilemeyiz. Ancak yüce Allah gönüllerde olanı da bilir. “Hak işinin hakimidir.” Şüphesiz o adaletle hükmedendir. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız Ahmet. İslam dini bir bütündür. Ve bütün olarak yaşanır. Bir kısım ayetlere itaat edip diğer bir kısmını arkamıza atamayız.
Ahmet: Benim bir öğretmenim var, dünyanın en iyi öğretmeni. Namaz kılmaz, ramazanda oruç tutmaz; namazsız, oruçsuz halinden de hiç rahatsız olmaz… Her bir öğrencisine kendi çocuğuymuş gibi şefkatli davranır, elinden geldiğince iyilik eder. Her öğrencinin yarasına merhem olacağım diye çalışıp yorulur. Bir gün ona: Öğretmenim çok iyisiniz ancak neden kendinizi bu kadar yoruyorsunuz? Dediğimde: “ benim sizlere iyilik etme, yardım etme fırsatım var. Kendi çocuklarım ise her biri başka yerde. Şu an onların yardıma ihtiyacı olsa onlara hiçbir şey yapamam, ancak sizlere yapabilirim. Ben siz yardım edeyim ki Allah da benim çocuklarımı iyilerle karşılaştırsın.” Dedi.
Ercan: Belli ki öğretmenin yüceliği Allah’a atfediyor. Onun her şeye kadir olduğunu idrak ettiği için Öğrencilerine yardım ederek Allah’ın Rızasını kazanıyor.
Ahmet: Öğretmenim Allah rızası için Salih amel işliyor ancak göğsünü gererek ben Müslümanlardanım demiyor. Ne dersin benim öğretmenim öğrencilerine iyi davrandığı için Allah’dan ecir alır mı?
Ercan: Bak sana bir kıssa anlatayım; sanırım sorunun cevabını içinde bulursun.: İslam dinine yeni girmiş bir sahabe peygamberimize gelir ve: “ Ya Resulullah ben iman etmeden önce Allah’ın hoşnutluğunu kazanacak bir çok amelde bulundum. Geçmişte yaptığım amellerden ecir almayacak mıyım.” Der. Resulullah “ Sen geçmişte yaptığın Salih amellerin karşılığını aldın. Allah sana hidayetini nasip etti” der.
Ahmet: Dilerim Allah öğretmenime de hidayetini nasip eder.