Ahmet: Ercan ben Allah’ı çok seviyorum. Bizlere çeşitli nimetler veren, çevremizi bin bir güzelliklerle donatan rabbimizi nasıl sevmem.

Ercan: Haklısın Ahmet insan kendisine hep iyilikte bulunana karşı bir sevgi besler.

Ahmet: evet evet bende onu diyecektim; en çok yüce Allah’dan iyilik gördüğüm içinde en çok Onu seviyorum.

Ercan: Ne kadar güzel konuştun. Sahip olduğumuz bütün güzellikler Allah’tandır. Her geçen gün bunu daha güzel idrak ediyorum, Allah’a olan sevgim içimde bir çığ gibi büyüyor. Sevgi karşılıklıdır, bunca nimeti veren Rabbimizde şüphesiz bileri çok seviyor.

Ahmet: Aaaa evet onu iyi biliyorum. Annem söylemişti,  her şeyden önce Allah çocukları çok sever.

Ercan: Bunu duymak çok güzel. Eminim radyolarının başındaki çocuk dinleyicimizde bunu duyduğuna sevinmiştir. Çünkü çocuklar günahsızdır. Devam et Ahmet anne bu konuda daha neler söyledi.

Ahmet: Ve Allah müminleri çok sever. Allah için ne kadar çok şey yaparsak o kadar çok sever bizi.

Ercan: Senin bu sözün bana Mümin’un suresi 61. ayeti hatırlattı. Yüce Allah “(Müminler) hayırlarda yarış yaparlar ve onun için ileri giderler” diyor.

Ahmet: Anlıyorum müminlerin daha çok Salih amelde bulunma arzuları Allah tarafından daha çok sevilmek için.

Ercan: Çevremizdeki insanlar tarafından sevilmek çok güzel. Hepimiz anne babamız tarafından, kardeşlerimiz tarafından, arkadaşlarımız tarafından sevilmek isteriz. Hele her bir şeyin yaratıcısı, her türlü eksiklikten uzak Yüce Allah tarafından sevilmek harika bir şey. Çünkü Allah sevdiği kullarını dünya ve ahrette koruması altına alır.

Ahmet: Bu sabah radyo evine gelirken bir dilenci gördüm. Acıdım ona yüz bin lira verdim. O da bana “Allah’dan kork bu paraya ne alabilirim” dedi. Bu söz beni düşündürdü. Bugüne dek annem bana Allah’ı sevmeyi ve Allah’ın sevgisini kazanmayı öğretti. Bu Allah korkusu da nerden çıktı? Benim bildiğim musibetlerden kötülüklerden korkulur.

Ercan: Hiç kafan karışmasın doğru biliyorsun. Seni çok iyi anlıyorum. Sen dilenciye parayı Allah’a olan sevginden verdin.

Ahmet: Evet; annem babam hayatta ve harçlığımı eksik etmiyorlar. Bana bu imkanı veren Rabbimi çok seviyorum ve bunu belli etmek için dilenciye para verdim.

Ercan: Çok güzel.. zaten müminler Allah’dan haşyet eder korkmaz.

Ahmet: Haşyet ne demek Ercan?

Ercan: İşte senin Allah’a karşı duyduğun duygular. Allah’ın üzerindeki nimetlerinin farkındasın. Seni zorluklarla imtihan edebileceğini de biliyorsun. Allah’ın zorlukla imtihan ettiği kişiye yardım etmen bundandı. Yüce Allah’ı seviyor, sayıyor ve Onun yüceliğinden, gücünden için titriyor; işte budur haşyet.

Ahmet: Peki gayr-i Müslimler Allah’dan haşyet mi ederler yoksa korkarlar mı?

Ercan: Onlar haşyet etmezler, etseler Kuran’ı Kerimden etkilenir,  okur doğru yolu bulurlar. Korksalar korkularına karşı önlem alırlar. Onlar ancak korkunç olanı hak etme yolundadır.

Ahmet: Korkunç olan nedir?

Ercan: Dünyada bedbaht olup ahrette cehennemi hak etmek.

Ahmet: Bu ikisi birbirine bağlı gibi konuştun.

Ercan: Birbirine bağlı Ahmet. Babam bunu ayetleri delil göstererek öğretti. Müslüman olanlar gar-i Müslimlere göre büyük bir farkla rahat ve huzurlu yaşayacak. Çünkü Kuran’ı Kerim de dünya hayatımızı düzenleyen bir çok ayeti kerime var. Ahrette ise dahası olan cennet onları bekliyor. Gayr-i Müslimler ise Kuran’ı Kerim de dünya hayatını düzenleyen ayetlere uymadıklarından dünyada bedbaht; Allah’a itaat etmediklerinden dolayı cehennemi hak ederler. Bu çok korkunçtur. Ancak durumlarının korkunçluğunun farkında değiller.

Ahmet: Benim rastladığım dilencide benim gibi haşyeti bilmiyordu anlaşılan.

Ercan: Sanırım…. Bütün dilencileri göz önünde bulundursak onun hakkına da ancak o kadar düşer.

Ahmet: Bence de…. Konuşmandan çok yararlandım Ercan. Çok Teşekkür ederim.

Ercan:  Ben teşekkür ederim.